
Sanatçı Kira Freije’nin Birleşik Krallık’taki ilk kurumsal solo sergisi olan “Unspeak the Chorus”, adeta bir geri alma ya da söylenmemiş olanı iade etme ayini gibi.
Kira ile sergi üzerine konuştuğunuzda, yerleştirmenin son derece sezgisel yapıldığını fısıldıyor. Oysa mekâna adım attığınızda, her figürün, her gölgenin ve her santimetrenin bir şiirin dizesi gibi titizlikle yerleştirildiğini hissediyorsunuz.

Sergi salonunda bizi karşılayan 20 adet yaşam boyutundaki çelik ve alüminyum figür, aslında Kira’nın bizzat kendi hayatının bir dökümü. Figürlerin alüminyum elleri ve ayakları sanatçının kendi bedeninden dökülmüş; yüzler ise onun dünyasında derin izler bırakan, sevdiği insanlara ait. Bu tekinsiz ama bir o kadar da tanıdık kalabalık; yanlarındaki hayvan figürleri, kovalar ve balonlarla birlikte, ne yaptıkları tam olarak anlaşılamayan sessiz bir topluluğu andırıyor.
Işık, Kira’nın sanatında sadece bir araç değil, ana karakterlerden biri. Özel yapım bir duvara yerleştirilen 20 adet sahne ışığı ve paslanmaz çelik paneller, bu metal koroyu aydınlatırken; figürlerin çelikten gövdelerini ipek kadar hafif ve şeffaf gösteriyor.
Kira Freije, heykeli sadece bir kütle olarak değil, bir duygu eşiği olarak ele alıyor. Sert çelik formların arasına antik kumaşlar yerleştiriyor, figürlerin içini pamukla (kapok) dolduruyor ya da burunlarını bir koyun postuna gömmelerini sağlıyor. Bu “yumuşaklık” ve “sertlik” arasındaki dans, izleyicide fiziksel, içsel bir tepki uyandırıyor.
Sergiye ismini veren “Unspeak” kelimesi, söylenenleri geri almak veya bir şeyi söylememiş saymak anlamına geliyor. Kira’nın yüzleri de tam olarak bu durumda. Gülümseme ile yüz buruşturma, acı ile haz arasındaki o ince çizgide asılı kalmışlar. İnsan doğası gereği bu gizemli ifadeleri çözmeye çalışıyoruz ama serginin gücü de tam burada:
Bazı şeyler söylenmediğinde çok daha güçlü kalıyor.
Onlar kim? Ne hissediyorlar? Biz bu dünyada sadece bir röntgenci miyiz, yoksa bu metalik formlara kendi duygularımızı üfleyen birer katılımcı mıyız?
Kira Freije’nin dünyası, ipek kadar narin görünüp çelik kadar güçlü duran bir sessizlik korosu. Eğer yolunuz 4 Mayıs 2026’ya kadar Wakefield’a düşerse, bu büyüleyici sessizliğe kulak verin.






