
“Görünüşe göre istediğin her şeyi elde etmişsin.” Dördüncü sezonun ilk sahnelerinden birinde, Harper Stern (Myha’la) yabancılaştığı annesinden bir doğum günü kartı alır. Hırs ve arzunun her zaman merkezde olduğu bu dizide, dördüncü sezon karakterlerin o sertleşmiş kabuklarını tek tek oymaya başlıyor. Harper, tipik tarzıyla, annesinin bu sözlerine şöyle bir göz atıp kartı anında kağıt imha makinesine gönderiyor. Harper artık her şeye sahip mi? Belki. Ama bu sezonun asıl sorusu, bu sahip olma halinin neleri feda etmeye değer olduğu.
Harper artık kendi şirketinin başında. Yanında üçüncü sezonun yıldızı Sweetpea Golightly (Miriam Petche) ve yeni kan Kwabena Bannerman (Toheeb Jimoh) var. Ancak bir şeyler eksik: Onu şimdiki acımasız katile dönüştüren o ortaklık. Harper, eski mentoru Eric Tao’yu (Ken Leung) emeklilikten dönüp kendisiyle çalışması için ikna etmeye çalışırken, ikili arasındaki o zehirli ama vazgeçilmez bağ yeniden canlanıyor.
Öte yandan Yasmin (Marisa Abela), milletvekili seçimini kaybettikten sonra neredeyse katatonik bir hale gelen kocası Henry Muck (Kit Harington) ile boğuşuyor. Yasmin, kocasını uyuşturucu ve libido kaybı sarmalından kurtarmaya çalışırken, aslında Henry’nin midesinin kaldıramayacağı kadar büyük ve gerçek olamayacak kadar iyi bir teklifin içine sürüklendiğini fark ediyor.
Dizinin iki kalbi var: Harper ve Eric arasındaki mentorluk ilişkisi ile Harper ve Yasmin arasındaki dostluk. Bu sezon tüm karakterler yeniden bir araya gelirken, Myha’la ve Ken Leung’un karşılıklı sahneleri bir oyunculuk dersine dönüşüyor.
Önceki sezonlarda riskler sadece kariyer odaklıydı; hangi pozisyona yükselecekler, ne kadar prim alacaklar? Ancak dördüncü sezonda dizinin rotası değişiyor. Artık risk altında olan şey karakterlerin kişisel hayatları ve ruh sağlıkları.
Mickey Down ve Konrad Kay, diziyi orijinal önermesinin çok ötesine taşıyarak, keskin diyalogları ve nefes kesen müzikleriyle onu bambaşka bir varlığa dönüştürüyor. Tehditler artık işini kaybetmek değil; şantaj, fiziksel zarar ve tamamen yok olmak üzerinden yürüyor. Her bölüm, izleyiciyi nefessiz bırakan bir uçurum kenarında bitiyor.
Industry, dördüncü sezonuyla eski derisini tamamen atıyor ve kendisinin çok daha keskin, çok daha parçalayıcı bir versiyonuna dönüşüyor. Karakterlerin en çirkin, en ahlaksız hallerine bürünmesine izin veren senaryo, oyuncuların karakterlerin derisinin altına tamamen girmesini sağlıyor.
Neden İzlemeli?
Psikolojik Derinlik: Finans dünyasının sadece sayılardan ibaret olmadığını, devasa bir ego ve travma savaşı olduğunu görmek için.
Chamber Piece (Oda Oyunu) Tadında Bölümler: Özellikle 2. Bölüm, televizyonda son zamanlarda yapılmış en sarsıcı 12 dakikalık final sekanslarından birine sahip.
Görsel ve İşitsel Şölen: Gerilimi her an canlı tutan o meşhur müzikleri ve soğuk estetiği için.






