Girne’de son günlere sıkışan bir “akış” alanı: Mike Berg — Innocent of Theory

KapıSokak1 ay önce70 Tıklanmalar

Bazı sergiler, izleyiciyi “ne anlatıyor?” sorusuna kilitlemek yerine, “nasıl oluyor?” diye düşündürür. Girne’de Art Rooms Galeri’de devam eden Mike Berg’in Innocent of Theory sergisi tam da bu türden: anlamı bir açıklamaya sabitlemekten çok, algının değişkenliğini — ışığın, gölgenin, yüzeyin ve malzemenin sürekli yer değiştiren hâllerini — görünür kılan bir kurgu. Sergiyi ziyaret etmek için son gün 8 Ocak 2026; yani bu defa “sonra bakarım” demek, gerçekten kaçırmak anlamına geliyor.

Berg’in pratiği, soyutlamayı yalnızca biçimsel bir tercih gibi ele almıyor; mekânsal bir duyarlılık olarak kuruyor. Yapıtlar tek bir çerçeveye sığmıyor, hatta tek bir malzemede “tamamlanmıyor”: el yapımı kâğıt üzerindeki çok katmanlı çizim ve resimler, dokuma dokulara; serbest biçimli lekeler ve kaligrafik motifler, metalin içinde yeni bir yapısal karşılığa; çizgi ve form ise ışık-gölge tarafından her seferinde yeniden tanımlanan geçici hacimlere evriliyor. Serginin atmosferi bu yüzden “duran” bir şey değil: izleyicinin mekânda yürüyüşüyle birlikte yeniden kurulan bir alan.

Teoriden “masum” olmak ne demek?

Serginin başlığı, ilk bakışta kışkırtıcı: Innocent of Theory. Buradaki masumiyet, anti-entelektüel bir reddiye değil; daha çok şunu ima ediyor: Berg, işi önce “kavramsal bir cümleye” çevirmeye çalışmıyor. Deneyimi önceleyen bir yaklaşım bu. Çizgi, yüzey, form gibi “kesinlik vaat eden” unsurlar, onun elinde kesinlikten kaçıyor; her an başka bir şeye dönüşecekmiş gibi, akışta kalıyor. Bu nedenle işler, izleyiciye hazır bir okuma sunmaktan ziyade, sezgiyi devreye sokan bir tür görsel düşünme pratiği talep ediyor.

Berg’in malzeme geçişleri de bu masumiyet fikrini destekliyor: Guaşla üretilen çizimlerin dokumaya taşınması ya da mürekkeple kurulan jestlerin metal heykellere dönüşmesi, “aynı formun farklı bedeni” gibi çalışıyor. Burada mesele, bir estetiği çoğaltmak değil; malzemelerin sınırlarında dolaşırken anlamın nasıl askıda kalabildiğini göstermek.

Geometri: bir başlangıç noktası, bir son değil

Mike Berg’in üretiminde, bellekten tanıdığımız temel geometriler — küre, prizma, piramit — önemli bir çıkış hattı. Ancak bu formlar bir “matematik kesinliği” olarak değil, yeniden yorumlanabilir bir hafıza malzemesi olarak iş görüyor. Metal sarmallar, duvar yüzeyine yapışmış desenleri çağrıştıran çelik duvar heykelleri, dokuma yüzeylerin ritmi… Tüm bunlar, geometrinin katı sınırlarını yumuşatıyor; biçim, bir şema olmaktan çıkıp zaman ve ışıkla konuşan bir organizmaya dönüşüyor.

Berg’in New York–İstanbul–Cheney hattında geçen yıllarından beslenen dili, doğrudan anlatı kurmaktan kaçınıyor. Türkiye’de yaşadığı dönem boyunca, Doğu kültürünün öyküsel olmayan soyut ifade gücüne ve zanaatla kurduğu ilişkiye yakınlaşması da bu sergide hissediliyor: zanaatın “biricik emek” boyutu ile modern formların serinliği, aynı yapının içinde yan yana durabiliyor.

Neden şimdi?

Çünkü bu sergi, “iyi işler”i bir araya getiren bir seçkiden çok, görme biçimlerimizi test eden bir düzenek. Ve çünkü Girne’de, ARUCAD işbirliğiyle kurulan bu sergiye eşlik edecek bir kitabın da önümüzdeki aylarda ARUCAD Press tarafından yayımlanacağı bilgisi, bu üretimin sürekliliğini işaret ediyor. Yine de kitabı beklemek başka, işlerin “mekânda” nasıl çalıştığına tanık olmak başka.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3