
Londra sanat çevresi, ay sonunda gerçekleşecek olan oldukça sarsıcı bir fotoğraf sergisinin heyecanını yaşıyor. Dünyaca ünlü Çinli fotoğrafçı Zhang Kechun, Ağustos 2025’te başladığı yeni serisi “The Yellow Desert” ile 30 Ocak’tan itibaren Huxley-Parlour Gallery’de izleyiciyle buluşacak.
Gobi Çölü’nün ıssız kumlarını ve Kuzey Çin’in karmaşık tarihini kadrajına alan Kechun, bizi sadece bir coğrafyaya değil, zamanın yoğunlaştığı ve tersyüz olduğu bir dünyaya davet ediyor.
Kechun, Kuzey Çin ve Güney Moğolistan’ın kum tepeleri ile dağları arasında yaptığı yolculukta, insan faaliyetlerinin kumların altına ve üstüne saçılmış kalıntılarını araştırıyor. Sanatçıya göre bu manzara; yücelik ile yapaylığın, tarih ile güncelliğin, ıssızlık ile yaşamın bir arada var olduğu sürreal bir düzlem.
Gobi Çölü bugün popüler bir turizm destinasyonu haline gelmiş durumda. Ancak Kechun’un fotoğrafları bu modern hareketliliği, derin bir tarihin üzerine yerleştiriyor:
Han Hanedanlığı’ndan kalma antik mezarların hemen üzerinde yürüyen tatilciler.
Bir zamanlar film seti olarak kullanılan, ancak şimdi gelişigüzel bir şekilde yeniden inşa edilmiş antik dini mekanlar.
Terk edilmiş petrol çıkarma tesisleri ve hayalet kasabalar.
Kechun, bu sürrealliği pekiştirmek için kısıtlı bir renk paleti (ağırlıklı olarak sarı tonları) ve anıtsal işaretleri izole eden kompozisyonlar kullanıyor. Bu teknik, çölün uçsuz buçsüzlüğünü ve içindeki insan yapımı ürünlerin garipliğini daha da belirginleştiriyor.
Serginin adında da geçen “Sarı”, Çin kültüründe sadece bir renk değil, derin anlamlar yüklü bir kavramdır. Kechun’un fotoğraflarındaki tonlar rastgele seçilmemiştir:
Geleneksel Anlam: Antik Çin’de zhongzheng, bütünlüğü ve asaleti temsil eden beş pozitif renkten biriydi.
Coğrafi Kimlik: Sarı, Loess Platosu ve Sarı Irmak ile olan bağı nedeniyle “toprağın rengi” ve yaşamın sembolü olarak kabul edilir.
Bu kültürel ve ruhsal çağrışımlar, Kechun’un fotoğraflarına belirgin bir ulusal kimlik ve tarihsel derinlik katıyor. İzleyici, fotoğraflara baktığında sadece kumu değil, Çin’in kadim köklerini ve bugününü aynı düzlemde görüyor.






