
Tophane’nin o kendine has yokuşlarından aşağı, Lüleci Hendek Caddesi’ne süzülürken kış rüzgârı Galata Kulesi’nin eteklerinden yüzümüze çarpıyor.Tiyatronun o uçucu, sadece “an”da var olan ruhunun nasıl olup da ölümsüzleştiğini keşfetmek için Depo’nun (Tütün Deposu) kapısını aralıyoruz.
Apartman No: 26’nın bu haftaki sanat rotasında; sahne ışıkları söndüğünde geriye kalanların, yani Türkiye Tiyatro Vakfı arşivlerinin gün yüzüne çıktığı sarsıcı bir bellek yolculuğu var: “Tiyatromuzun Hazineleri”.
Tiyatro, doğası gereği performans bittiği an kaybolan bir sanat dalı olarak bilinir. Ancak küratörlüğünü Esen Çamurdan’ın üstlendiği bu sergi, bize durumun hiç de öyle olmadığını kanıtlıyor. Sergideki her belge, her fotoğraf ve her el yazısı not; tiyatronun sadece sahnede değil, anılarda ve belgelerde de nasıl nefes almaya devam ettiğini gösteriyor.
Sergi, TTV arşivlerinden özenle seçilmiş muazzam bir çeşitlilik sunuyor. Bir tiyatro oyununun sadece alkışlardan ibaret olmadığını, arkasında yatan o devasa bürokratik ve sanatsal emeği şu belgelerle görüyoruz:
Genco Erkal’dan Behzat Butak’a uzanan dev isimlerin kişisel notları ve mektupları.
Eski bordrolar, iç yazışmalar ve hatta oyuncuların maaş çizelgeleri (sahnenin gerçek hayatla kesiştiği o “insani” anlar).
Genç Oyuncular ve AÇOK gibi Türk tiyatrosuna yön veren grupların kuruluş belgeleri.
Taslak halindeki oyun metinleri, sahne tasarımları ve dönemin ruhunu yansıtan karikatürler.
Sergiyi sadece bir “belge sergisi” olmaktan çıkaran en etkileyici bölüm ise teknolojiyle belleğin buluştuğu noktalar. TTV tarafından geliştirilen “Konuşan Fotoğraflar” ve Sözlü Tarih bölümleri, sergiye görsel olduğu kadar işitsel bir derinlik de katıyor. Bir fotoğrafın önünde durduğunuzda, o anın hikâyesini sanatçının kendi sesinden dinlemek, tiyatro tarihimizi “müzelik bir nesne” olmaktan çıkarıp bugüne taşıyor.
“Tiyatro uçup gitmesin, bize bir tiyatro müzesi gerek!” sloganıyla yola çıkan vakıf, bu sergiyle korumadığımız takdirde neleri kaybedeceğimizi bize çok zarif ama bir o kadar da sert bir dille hatırlatıyor.






