
Klemm’s. Sanatçı Sven Johne, “Eternal 20th Century” (Ebedi 20. Yüzyıl) sergisiyle bizi sadece geçmişe değil, o geçmişin bugünün politik ve bedensel gerçekliğine nasıl sızdığına bakmaya zorluyor. 17 Ocak 2026’ya kadar sürecek olan bu sergi, savaşın soyut dilini bir kenara bırakıp acının çıplak gerçekliğiyle yüzleşiyor.
Yazar Sabine Rennefanz’ın sergi üzerine kaleme aldığı derinlemesine metin, aslında her şeyi özetliyor: Savaşın dili; onur, vatan, savunma her zaman acıyı gizler. Elaine Scarry’nin klasik eseri The Body in Pain’de vurguladığı gibi, savaşın kabul edilebilir olmasının tek nedeni, parçalanan bedenin ve çekilen acının kamusal söylemde görünmez kılınmasıdır. Sven Johne ise merkezdeki video çalışması “Hochdruckversuch / Tiefbohrung” (Yüksek Basınç Deneyi / Derin Sondaj) ile bu görünmezliği yerle bir ediyor.
Videoda, folyo ile kaplı bir odada tamamen çıplak, genç ve güçlü bir adam görüyoruz. Üzerine bir silah gibi yöneltilen tazyikli, buz gibi su, tenini kızartıp vücudunu titretirken o sessizce direniyor. Bu, sadece bir performans değil; savaşın ve disiplinin bedende bıraktığı izin, kelimelere dökülmeyen çığlığıdır.
Sanatçı, videonun arka planında kendi sesinden 25 yıl önce kaydettiği bu görüntüyle karşılaşma hikâyesini anlatıyor. Johne, kendi geçmişine; 18 yaşında girdiği askeri muayenelere ve ailesindeki erkeklerin (Wehrmacht ve NVA askerleri) mirasına bakıyor. Doğu Almanya’da (DDR) büyümenin getirdiği o tuhaf görev adamı profili, nesiller boyu aktarılan sessiz bir travmaya dönüşmüş durumda.
Anlatı, 1989’da Berlin Duvarı yıkıldığında aslında sadece büyük bir sistemin değil, aile içindeki küçük yalanların da nasıl söküldüğünü hatırlatıyor. 40 yıl boyunca Ruslar dostumuzdur diyerek bastırılan nefretin, duvarlar yıkıldıktan sonra nasıl bir acıma ve empatiye dönüştüğünü dinliyoruz. Johne, üniformanın o dönemde güçlü erkek olmanın tek yolu olarak dayatılışını, babasının üniformasını gizlice giyen 10 yaşındaki bir çocuğun gözlerinden aktarıyor.
Serginin bugünkü yankısı ise oldukça ürkütücü. Şansölye Friedrich Merz’in 2025 sonundaki “Artık barış içinde yaşamıyoruz” çıkışı ve zorunlu askerliğin yeniden gündeme gelişi, Johne’un eserini bir tarih dersinden çok acil bir uyarıya dönüştürüyor. Bugün Ukrayna’da “kıyma makinesi” (meat grinder) metaforuyla değersizleştirilen genç bedenler, Johne’un videosundaki tazyikli suyun altında titreyen o genç adamla aynı trajediyi paylaşıyor.
Modern savaşın en büyük paradoksu olan “bedensizleşme” (disembodiment), günümüzün insansız hava araçları ve dijital silahlarıyla doruğa ulaşıyor. Failin ve kurbanın fiziksel olarak birbirinden tamamen koptuğu, öldürmenin bir ekran başındaki işleme dönüştüğü bu çağda, Johne bize bedenin savunmasızlığını yeniden hatırlatıyor.
Videonun sonuna doğru, suyla dövülen genç adam hala hiçbir ifade göstermiyor; üşüdüğünü, canının yandığını ya da rahatsız olduğunu belli etmiyor. Sadece iyi bir asker gibi dayanıyor. Ancak izleyici olarak biz, o sessizliğin içindeki çığlığı zihnimizde duyabiliyoruz. Sven Johne, “Ebedi 20. Yüzyıl” ile bize şunu söylüyor: Eğer barışı korumak istiyorsak, önce acıyı ve bedeni yeniden görünür kılmak zorundayız.
Sergi Adı: Eternal 20th Century (Ebedi 20. Yüzyıl)
Sanatçı: Sven Johne
Mekan: Klemm’s, Berlin
Tarih Aralığı: 17 Ocak 2026 tarihine kadar
Öne Çıkan Eserler:
Hochdruckversuch / Tiefbohrung (Video, 20:10 dk)
Hands and Arms (Pigment baskı serisi)
Historic City Centers (8 Tablo)
Katalog Metni: Sabine Rennefanz






