
14 Şubat 2026 tarihinde Nina Horvitz Galerie’nin kapılarından içeri girdiğinizde sizi bambaşka bir atmosfer karşılayacak. Leipzig Okulu’nun akademik disipliniyle New York’un kavramsal dinamizmini aynı potada eriten Susanne Kühn, yeni sergisi “Cockaigne” ile izleyiciyi yalnızca bir resim seçkisine değil, karmaşık ve çok katmanlı bir “görsel saha” deneyimine davet ediyor. 11 Nisan 2026’ya kadar sürecek olan bu sergi, sanatçının son dönemdeki biçimsel ve kavramsal arayışlarının zirvesini temsil ediyor.
Serginin başlığı olan Cockaigne, kökenlerini Orta Çağ mitolojisinden alıyor. Efsaneye göre burası; zahmetsizce elde edilen bolluğun, her köşe başında akan şarabın ve çalışmanın yasak olduğu bir “asalaklar cenneti”. Ancak Kühn, bu tarihsel atfı fonetik bir oyunla günümüze taşıyor: Kelimenin “cocaine” (kokain) ile olan ses benzerliği, günümüzün hipergerçek imge dünyasının baştan çıkarıcı ama bir o kadar da sarsıcı ve bağımlılık yapıcı doğasına işaret ediyor.
Sanatçı bu ikiliği, izleyiciyi hem cezbeden hem de oryantasyonunu bozan bir görsel dil üzerine kurguluyor. Karşımızda duran şey tek bir manzara değil, birçok katmandan oluşan bir “imge kokteyli” olarak beliriyor.
Kühn, sergideki ana gövdeyi oluşturan on bir tabloyu birbirinden bağımsız tuvaller olarak değil, devasa ve bütünleşik bir resimsel alan olarak kurgulamış. Bu alanın temelinde, atmosfere hükmeden şeffaf bir mor imprimatura (ilk boya katmanı) yer alıyor. Bu mor zemin, üzerine binen tüm motifleri bir arada tutan mistik bir yapıştırıcı görevi görüyor.
Sanatçının eserlerinde karşımıza çıkan motifler, belirli bir hiyerarşiden veya doğrusal anlatıdan yoksundur:
Doğal Formlar: Soluk yeşil çizgisel manzaralar ve pembe tonlarında hibrit ağaç yapıları.
Kültürel Kalıntılar: 19. yüzyıldan kalma fayan kaplar ve süslemeler.
Kırık Hafıza: Oyuncak ev mimarisi fragmanları ve havada asılı duran insan elleri.
Atmosferik Elemanlar: Sis benzeri difüz bulutlar ve monokrom yapraklar.
Bu elemanların her biri; dijital pikselleşmeye, biyolojik melezliğe, çocukluk hayallerine ve zanaat tarihine yapılmış birer “görsel atıf” (visual citation) niteliği taşıyor.
Kühn’ün araştırması tuvallerin iki boyutlu sınırlarında kalmıyor. Sergi, sanatçının resimlerindeki formları üç boyutlu dünyaya taşıyan seramik çalışmalarıyla derinleşiyor. Bu seramikler, resimlerdeki uçucu formları maddesel olarak yere bağlayan (grounding) refakatçiler işlevini görüyor.
Öte yandan, sergide yer alan kağıt üzerine çalışmalar, sürrealist etütleri andırıyor. Bu eserlerde sanatçı; jestlere, çizgilere ve yüzey ile mekan arasındaki gerilime odaklanarak “Cockaigne” dünyasının daha ham ve doğrudan bir versiyonunu sunuyor.
Kühn’ün sanatı, bakmayı bir “iz sürme” eylemine dönüştürüyor. İzleyici, sabit bir yorumun güvenli limanına sığınmak yerine, imge yığınları arasında kendi yolunu bulmaya teşvik ediliyor. Bu yöntem, sanatçının kendi tabiriyle bir “kokteyl”; karmaşık, dirençli ve dikkatli bir bakışla ödüllendirilen bir amalgamdır.
Freiburg ve Nürnberg arasında yaşayan, akademik kariyerini ise Nürnberg Güzel Sanatlar Akademisi’nde profesör olarak sürdüren Kühn, kuşağının en güçlü fırçalarından biri. Onun eserlerini deneyimlemek, sadece bir sergiyi gezmek değil; dijital çağın karmaşasıyla klasik sanat tarihinin görkemini aynı anda solumak anlamına geliyor.
“Cockaigne”, size hazır cevaplar sunmuyor; bunun yerine sizi görsel bir sarhoşluğun ve entelektüel bir uyanışın sınırında gezdiriyor. Berlin sanat takviminin bu en iddialı açılışlarından birini kaçırmamanızı öneririz.
Sanatçı: Susanne Kühn (d. 1969, Leipzig)
Mekân: Nina Horvitz Galerie, Berlin
Tarihler: 14 Şubat – 11 Nisan 2026






