
OG Gallery ve Martch Art Project’in güçlerini birleştirdiği bu ortak sergi, galerilerin sadece birer sergileme alanı değil, aynı zamanda birbirini besleyen, dönüştüren ve sanatsal pratiği genişleten birer laboratuvar olabileceğini kanıtlıyor. Sabit bir model önermek yerine; sürtünmeye, alışverişe ve beklenmedik öğrenme süreçlerine kapı aralayan bu açık çerçeve, izleyiciyi iki farklı galeri programının nasıl tek bir diyalog zemininde buluştuğuna tanıklık etmeye davet ediyor.
Bank Han’ın birinci katındaki o akışkan koridorlarda dolaşırken, Serdar Acar’ın formlarından Merve Morkoç’un dünyasına, Alp Sime’nin keskin bakışından Ada Tuncer’in çizgilerine kadar uzanan oldukça geniş bir anlatı yelpazesiyle karşılaşıyorsunuz. On sekiz farklı sanatçının yan yana gelmesi, her birinin özgün dilini titizlikle korurken aynı zamanda birbirleriyle temas ettikleri “paylaşımlı bir mekân” yaratıyor. Ahmet Civelek, Merve Denizci ve Mustafa Boğa gibi isimlerin işleri arasındaki o görünmez bağlar, çağdaş sanat pratiğinin bireysel bir üretimden ziyade, bu tür karşılaşmalar ve kesişmeler aracılığıyla nasıl yeniden düşünülebileceğini fısıldıyor. Her eser, yanındakiyle girdiği sessiz diyalog sayesinde kendi sınırlarını aşıyor ve kolektif bir zihnin parçası haline geliyor.
Sanat dünyasında rekabetin yerine dayanışmanın ve geçirgenliğin geçtiği o umut verici eşiği temsil eden bu iş birliği, 24.01.2026 tarihine kadar ziyaretçilerini bekliyor. Karaköy ve Beyoğlu hattındaki sanat rotanıza mutlaka eklemeniz gereken bu durak, sadece eserleri değil, o eserlerin yan yana gelme biçimlerini de bir sanat nesnesi olarak sunuyor. Apartman No:26 olarak; farklı disiplinlerin ve vizyonların aynı mekânda nasıl birlikte olduğunu görmek, sanatın sadece ne söylediğiyle değil, nasıl bir arada durduğuyla da ilgilenenler için ilham verici bir deneyim vaat ediyor. Yan yana gelmenin, sürtünmenin ve birlikte öğrenmenin o taze enerjisini hissetmek için bu karşılaşma alanına uğramayı unutmayın.






