Akıştasın: MS Dockville 2025: Daha Kısa, Daha Yoğun, Daha Büyüleyici

Yükleniyor
svg

MS Dockville 2025: Daha Kısa, Daha Yoğun, Daha Büyüleyici

Ağustos 31, 20255 dk okuma süresi

MS Dockville 2025, geride pek çok hikaye bırakarak sona erdi. Değişen programı, beklentileri aşan performansları ve tuhaf anlarıyla bu yılki festivalde her şey vardı. En önemli değişiklik, festivalin üç gün yerine cuma ve cumartesi olmak üzere iki güne indirilmesi ve pazar gününün “sakinleşme” günü olarak ayrılmasıydı. İlk başta şaşkınlık yaratsa da, festivalin bitiminde bu planın başarılı olduğu söylenebilir.

Dockville, hala geniş bir sanatçı yelpazesine sahip ve Wilhelmsburg Uferpark’taki detaylara gösterilen özenle inşa edilmiş festival alanı, diğer Alman festivallerine kıyasla eşsiz bir atmosfere sahip. Normalde bu kadar dolu bir programda kendinizi kaybetme riski varken, bu yıl her şey daha yoğun ama daha az yorucuydu. Ana sahnedeki büyüleyici performanslardan, en küçük gizli sahnelerdeki yeni keşiflere, hatta tekno after-party’lere kadar unutulmaz anlar yaşandı.

MS Dockville 2025’ten Üç Önemli An

RAYE auf dem MS Dockville 2025RAYE: Dürüst olmak gerekirse, RAYE’nin performansının harika olacağını biliyordum, ama bu kadar büyüleyici bir şovla bizi suskun bırakacağını beklemiyordum. Kiminle konuşsam, en iyi performansın tartışmasız RAYE’ye ait olduğu konusunda hemfikirdi. “Prada” ve “Escapism” gibi hit şarkılarının yanı sıra, orkestral ve soul yorumlarla şarkılarını Dockville’a uyarlaması tam anlamıyla sihirliydi. Şaka ve derin anlamlı mesajlar arasında ustaca gidip gelen konuşmalarıyla, tüm festivali bir saat on dakika boyunca kendine hayran bıraktı.

Das MS Dockville 2025Ceren: Dockville, büyük isimlerden çok gelecek vadeden sanatçılara odaklanır. Bu isimlerden biri de cumartesi gününü erken saatlerde başlatan Ceren’di. Butterland sahnesindeki performansıyla, Türk, Alman ve İngiliz elementlerini birleştiren müziği ve enerjik duruşuyla “izlenmesi gereken sanatçı” statüsünü sağlamlaştırdı. Yakında “yükselen” statüsü bile yetersiz kalabilir.

Jassin: Sadece birkaç dakika sonra ve birkaç yüz metre ileride, günün üçüncü büyük olayı yaşandı. İkinci en büyük sahne olan Vorschot‘ta Jassin, cumartesi gününün en etkileyici performanslarından birini sergiledi. Sadece bir yıldır resmi olarak müzik yayımlamasına rağmen, sahne hıncahınç doluydu ve en önemlisi, hayranları ilk şarkıdan sonuncuya kadar tüm sözleri ezbere biliyordu. Bu sadık hayran kitlesi sayesinde, Jassin’in yayınlanmamış şarkıları bile konserlerden önce ezberlenmişti.

Festivalin Öteki Yüzü: Unutulmaz Anlar

Festivalde unutulmaz anlar sadece müzikle sınırlı değildi. Royel Otis grubunun solisti virüs kapmış olmasına rağmen sahneye çıktı ve tam anlamıyla ayakta zor durdu. Kasi ve Antonius ikilisinin sahnesinde ise talihsiz bir kaza yaşandı: Antonius, partnerinin yanlışlıkla mikrofonla dişini kırması sonucu sahneden ayrılmak zorunda kaldı.

Ancak en büyük hayal kırıklığı, cuma akşamı ROYA grubunun setinin sonunda yaşandı. Danimarkalı elektro-pop ikilisi, hiçbir bağlamı yokken Nazi sloganları atmaya başladı. İzleyicilerin şaşkın ve öfkeli tepkisiyle sahneden ayrıldılar. Daha sonra özür dileyerek, ne söylediğini bilmediklerini iddia ettiler. Festivalin değerleriyle çelişen bu olay, yine de kafalarda soru işaretleri bıraktı.

Geleceğe Yönelik Bir Bakış

Tüm bu olaylara rağmen, Dockville’e dönüp bakıldığında akılda kalanlar, festivali iki gün bile olsa sonsuz bir olaylar silsilesi gibi hissettiren anlar oldu. İster sanat enstalasyonları arasında gezinmek, ister ormanlardan suya doğru yürümek, ister büyük isimlerin veya geleceğin yıldızlarının büyülü performanslarına tanıklık etmek olsun, Hamburg’un kalbindeki bu festival büyüsünü kaybetmedi. Görünüşe göre organizatörler de bu durumu fark etmişler, çünkü gelecek yılın biletleri şimdiden satışta ve festival yine iki gün olarak planlanıyor. Eğer bu yılki gibi akıcı bir şekilde devam ederse, MS Dockville 2026 da unutulmaz olacaktır.

Bu haber adada kalmaya devam etsin mi?

0 People voted this article. 0 Upvotes - 0 Downvotes.
Yükleniyor
svg