
Londra’nın Kensington bölgesindeki Design Museum, sadece geçici sergileriyle değil, modern tasarım tarihini üç farklı perspektiften ele alan kalıcı koleksiyon sergisi “Designer Maker User” ile de ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Girişi ücretsiz olan bu sergi, 20. ve 21. yüzyıl tasarım dünyasını; tasarımcı, üretici ve kullanıcı rolleri arasındaki etkileşim üzerinden kurgulayarak binden fazla objeyi bir araya getiriyor.
Tasarımın günlük hayatımızı nasıl şekillendirdiğini anlamak isteyenler için bu sergi, mimariden dijital dünyaya, modadan grafik tasarıma kadar uzanan devasa bir arşiv sunuyor.
İtalyan mimar Ernesto Rogers’ın meşhur “rom the spoon to the city” sözünden yola çıkan bu bölüm, tasarımcının düşünce sürecinin her ölçekteki projeyi nasıl etkilediğini inceleniyor. Burada odak noktası, sadece estetik değil, işlevsellik ve sistem tasarımıdır.
İkonik Örnekler: Jock Kinneir ve Margaret Calvert tarafından tasarlanan Birleşik Krallık yol tabela sistemi, Harry Beck’in devrim niteliğindeki Londra Metrosu haritası ve PriestmanGoode’un yeni Londra tren prototipi.
Gündelik Nesneler: George Carwardine’in mühendislik harikası Anglepoise lambası ve David Mellor’un trafik ışıkları, tasarımın kamusal alandaki görünmez ama hayati rolünü kanıtlıyor.
Bu bölüm, üretimin evrimini; el işçiliğinden robotik kollara, seri üretimden 3D yazıcılara kadar takip ediyor. Bir nesnenin “nasıl yapıldığı”, o nesnenin formunu ve erişilebilirliğini belirleyen en temel unsurdur.
Üretim Teknolojileri: Gebrüder Thonet’in bükülmüş ahşap sandalyelerinden Model T Ford’un montaj hattı mantığına kadar üretim tarihindeki kırılma noktaları sergileniyor.
Süreç Odaklılık: 2012 Londra Olimpiyat Meşalesi ve klasik tenis topları gibi nesneler, ham maddeden bitmiş ürüne kadar olan farklı aşamalarıyla sunuluyor. Ayrıca müzedeki 3D yazıcı, Pazartesi ve hafta sonları canlı olarak çalışarak geleceğin üretim teknolojilerini izleyiciye gösteriyor.
Serginin son bölümü, tasarlanan ve üretilen nesnelerin insan hayatına girdiği andan itibaren kazandığı anlamlara odaklanıyor. Markalar ve kullanıcılar arasındaki ilişki, modern dünyanın kimliğini tanımlayan en güçlü unsurlardan biridir.
İletişim ve Teknoloji: Dieter Rams’in Braun için tasarladığı minimalist pikaplar, Sony Walkman, Apple iPhone ve Olivetti Valentine daktilo; tasarımın iletişim kurma biçimlerimizi nasıl kökten değiştirdiğini örnekliyor.
Kültleşmiş Tasarımlar: Vespa Clubman (1946) ve Xbox kontrolcüsü gibi objeler, tasarımın sadece bir araç değil, bir yaşam tarzı ve toplumsal simge haline nasıl geldiğini gösteriyor.
Serginin girişinde yer alan ve 25 ülkeden gelen 500 öneriyle oluşturulan “Kitle Kaynaklı Duvar”, tasarımın demokratik yönünü vurguluyor. Burada bir Coca-Cola kutusu, bir İncil veya basit bir plastik bahçe sandalyesi yan yana gelerek, gündelik objelerle kurduğumuz samimi ilişkiyi temsil ediyor.






