Matt Mullican ile Kozmolojik Bir Yolculuk “ABOVE AND BELOW THE THREE WORLDS” Sergisi

TowerSokakBerlin1 saat önce6 Tıklanmalar

Berlin’in Potsdamer Strasse üzerindeki o kendine has endüstriyel dokusu, bazen insanın zihnini karmaşık bir haritaya dönüştürür. Şehrin bu katmanlı yapısında yürürken, her tabelanın ve her sembolün aslında devasa bir sistemin parçası olduğunu fark edersiniz. Galerie Thomas Schulte’nin Potsdamer Strasse’deki mekânı, şu sıralar bizi bu karmaşayı anlamlandırmaya çalışan bir ustanın, Matt Mullican’ın zihin odalarına davet ediyor. “ABOVE AND BELOW THE THREE WORLDS” başlıklı bu kapsamlı sergi, Mullican’ın 1970’lerden bu yana ilmek ilmek ördüğü o meşhur kozmolojisinin kapılarını aralıyor. Bu katın havası, bilgiyle sezginin, şemalarla rüyaların el ele yürüdüğü bir kütüphane gibi sakin ve düzenli. Mullican, sadece kâğıt üzerine çizimler ya da heykeller sunmuyor; o, dünyayı kategorize etme biçimimizi, yani algımızın ana omurgasını yeniden inşa ediyor. Neden bu serginin koridorlarında kaybolmalısınız? Çünkü Mullican, hayatın ve ölümün o devasa sorularını, bir bülten panosunun sadeliğiyle karşımıza çıkarıyor. Gelin, binanın bu entelektüel katında, sembollerin ve çizgilerin rehberliğinde bir keşfe çıkalım.

Mekânı Bölen Ufuk Hattı: Üç Dünyanın Geometrisi

Sergi alanına girdiğinizde sizi ilk karşılayan, galeri duvarlarını yatayda ikiye bölen tek bir siyah çizgi oluyor. Bu çizgi, sadece dekoratif bir unsur değil; Mullican’ın tüm evrenini organize eden temel bir ilke, bir “ufuk hattı”. Bu hat, mekanı paralel evrenlere bölerken aynı zamanda bize bir yön duygusu aşılıyor. Binanın ana taşıyıcı kolonu gibi işlev gören bu çizgi sayesinde, eserlerin nerede konumlandığı —üstünde mi, altında mı yoksa tam üzerinde mi?— onların hangi gerçeklik düzeyine ait olduğunu fısıldıyor.

Mullican’ın 70’li yıllardaki erken dönem işlerinden güncel üretimlerine uzanan bu seçkide, bir görüntünün nasıl soyut bir sembole dönüştüğünü adım adım izliyoruz. Sanatçının kullandığı ana renkler ve temel formlar, ilk bakışta kolayca okunabilir bir alfabe sunsa da, derinlere indikçe altındaki karmaşık kodlar gün yüzüne çıkıyor. Yatay çizgi burada bir zaman çizelgesi gibi değil, aksine mesafeyi ve hareketi belirleyen sessiz bir rehber gibi çalışıyor.

Beş Dünya Kozmolojisi: Havyardan Yıldız Haritalarına

Kazan dairesinde dumanlar yükselirken, Mullican’ın semboller dünyası da kendi içinde sürekli bir dönüşüm halinde. Sanatçının meşhur “Beş Dünya” kozmolojisi, renkler ve kodlar aracılığıyla her şeyi —kendi düşüncelerinden evrenin işleyişine kadar— sınıflandırıyor. Sergideki “Untitled (double-sided 1835)” gibi yeni dönem “rubbing” (ovma) çalışmaları, dairesel şemalar içinde kaleidoskopik bir kesişim sunuyor. Mullican için bir kahve fincanının tepeden görünüşü ile gök cisimlerinin diyagramı arasında kuramsal bir fark yok; her ikisi de birer form ve birer bilgi taşıyıcısı.

Işığın mimari bir kalite kazandığı vitraylar ve neon yerleştirmeler, bu kozmolojiyi fiziksel bir boyuta taşıyor. Mullican’ın bülten panoları ise evlerimizde veya ortak alanlarda gördüğümüz o sıradan formatı, doğrusal olmayan bir mantıkla yeniden kurguluyor. Burada bilgiler tesadüfi değil, çağrışımsal bir zeka ile bir araya geliyor. Bir çelik yapının her katının farklı bir renge boyanması, bize bilginin katmanlı yapısını hatırlatırken, Mullican’ın sisteminin ne kadar geçirgen ve yaşamsal olduğunu gösteriyor.

Hayat, Ölüm ve Aradaki Her Şey: Kurguyla Gerçeğin Kesişimi

Mullican’ın sanatı, en temelde insanın varoluşuna dair o kadim sorularla ilgileniyor: Doğmadan önce neredeydik ve öldükten sonra nereye gideceğiz? Sanatçının bülten panolarından birine iliştirdiği bir metin, bu metafizik soruları “ölüm ve kader” arasındaki bir diyalog gibi ele alıyor. 1970’lerin ortalarından gelen günlük hayat fotoğrafları ve çizimleri, bir kişinin çevresine dair en mahrem ve en genel bakışı aynı anda sunuyor.

Bu sergi, kurgu ile gerçeğin, sanat ile yaşamın ne kadar iç içe olduğunu kanıtlıyor. Mullican, tek bir çizgiden yola çıkarak kurduğu bu devasa resimde, sadece zihnimize değil, hislerimize de hitap eden noktaları birleştiriyor. Potsdamer Strasse’nin bu sakin ama derinlikli sergisi, bize dünyayı düzenlemenin aslında kendimizi düzenlemek olduğunu sessizce hatırlatıyor. Eğer bu dönemde Berlin’deyseniz, bu zihinsel haritanın bir parçası olmak için vaktinizi ayırmalısınız.

Sergi Bilgileri:

  • Sanatçı: Matt Mullican

  • Mekân: Galerie Thomas Schulte, Potsdamer Strasse 81B, Berlin

  • Tarih: 14 Şubat – 18 Nisan 2026

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3