
İstanbul, Aralık ayının ilk günlerinde müzik ile sinemanın kesiştiği özel bir deneyime ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. İlk kez düzenlenen Long Play Müzik Filmleri Festivali, 5–6–7 Aralık 2025 tarihlerinde, kentin kalbinde; belgesel sinemanın dürüst diliyle müziğin duygusal derinliğini bir araya getirerek üç gün boyunca İstanbul’u bir film sahnesine dönüştürecek. Belgesel yönetmeni Gökçe Kaan Demirkıran önderliğinde hayata geçen festival, yalnızca film izlemeyi değil, müziğin hikâyelerle, ritimle ve insanla kurduğu ilişkiyi deneyimlemeyi odağına alıyor.
Long Play; müziğin kaydedilen bir hafıza, sinemanın ise bu hafızayı görünür kılan bir arşiv olduğunu hatırlatan bir festival. Üç gün boyunca gösterimlerin yanı sıra söyleşiler, paneller ve yaratıcı atölyelerle, seyirciyi yalnızca izlemeye değil, müziğin düşünsel alanına da davet ediyor.
Festivalin merakla beklenen jüri kadrosu, müzik ve sinema arasında köprü kuran güçlü isimlerden oluşuyor:
Fadik Sevin Atasoy — Oyuncu
Koray Candemir — Müzisyen, söz yazarı
Melis Danişmend — Gazeteci, şarkı yazarı
Cenk Taner — Müzisyen, besteci
Deniz Özbey — Vokalist, müzisyen
Mehmet Güreli — Yönetmen, müzisyen, ressam
Barış Erdoğan — Senarist
Resa Saffa Park — Oyuncu, müzisyen
Bu seçici kurul, festivalin ruhuna uygun şekilde hem sahneye hem kameraya hem de yazıya aşina bir yapıyı temsil ediyor. Kapsamlı bir kültürel belleğin içinden süzülen değerlendirmeler, yarışmanın farklı disiplinlerle beslenen yapısına da işaret ediyor.
Festival, açılışını Nezih Ünen’in imzasını taşıyan “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” ile yapıyor.
Bu film, Anadolu coğrafyasının çok sesliliğini; müzik, ritüel, dans ve köklü halk kültürleri üzerinden yeniden okuyan bir yolculuk.
Sahneler birer bellek parçasına dönüşürken, film Anadolu’nun sesini yalnızca kayıt altına almıyor, aynı zamanda onun ritmini yeniden duyumsatan bir anlatı kuruyor.
Festivalin yarışma bölümünde finale kalan sekiz film, müziğin hem bireysel hem toplumsal hafızadaki yerini farklı bakışlarla ele alıyor:
Bir Orkestranın İzinde – Türkiye
Aşırı Kişisel Belgesel – Türkiye
Recife Tem Um Coração – Brezilya
The Rhythm of Balance – Türkiye
Balkancisco – Türkiye
Bakırköy Underground – Türkiye
Return of the Creeps – Yunanistan
Bartók Nyomában (Bartók’un İzinde) – Macaristan
Her biri, müziğin evrensel dilinin nasıl farklı coğrafyalardan, farklı ruhlardan, farklı mücadelelerden süzülerek bir araya geldiğini gösteriyor.
Türk sinemasının müzikle kurduğu ilişkiye en dokunaklı örneklerden biri olan “Neredesin Firuze”, 20. yılına özel olarak festival kapsamında yeniden gösterimde.
Film gösteriminin ardından, yönetmen Ezel Akay ile müzik yazarı Murat Meriç’in katılımıyla özel bir söyleşi gerçekleşecek.
Neredesin Firuze, müziğin neşesini, kırılganlığını, hayallerini ve hayal kırıklıklarını beyazperdeye taşımıştı; şimdi bu kez festivalin merkezinde yeniden yankılanacak.
Long Play, yalnızca bir film festivali değil; müziğin hafızasını izleyenler için yaşayan bir platform.
Program boyunca:
Müzik belgesellerinin yapım süreçlerine odaklanan paneller
Müzik kültürü, arşivleme ve ses estetiği üzerine atölyeler
Yönetmen–müzisyen buluşmaları
Sektörel sohbetler
yer alacak. Festival, hem müzik profesyonelleri hem sinemacılar hem de izleyiciler için yaratıcı bir etkileşim zemini sunuyor.
Long Play Müzik Filmleri Festivali, İstanbul’un kültür hayatına yeni bir ritim kazandırmaya aday. Müziğin görsel anlatıyla birleştiği bu üç günlük program; hem belgesel sinemanın gücünü, hem müziğin toplumsal hafızadaki yerini hem de bu iki alanın birbirini nasıl derinleştirebileceğini gösteriyor.
Aralık ayında şehrin ritmi değişiyor; filmi izlerken müziği duyuyor, müziği duyarken hikâyeyi hissediyorsunuz.
Long Play tam da bu noktada duruyor.






