Londra’da 17 Ocak’ta kapılarını açan ve 14 Şubat 2024’e kadar devam edecek olan Condo London 2026, bu yıl da şehrin yerel galerilerini dünyanın dört bir yanından gelen misafir galerilere açarak devasa bir “ortaklaşa festival” yaratıyor.
Meksika’dan Mumbai’ye, Pekin’den Cidde’ye uzanan bu iş birlikleri, sadece sanat eserlerini değil; aynı zamanda coğrafyalar arası diyaloğu ve topluluk olma bilincini de kutluyor. İşte küratöryel titizliği, beklenmedik eşleşmeleri ve güçlü hikayeleriyle bu yılki edisyonun öne çıkan 11 durağı:
1. Sınırlar ve Bellek: Nicoletti & Magician Space (Pekin)
Nicoletti, Pekin’den gelen misafiriyle sürgün ve göç temalarını masaya yatırıyor. Özellikle Yasmine Anlan Huang’ın Lake I Confess / Together We Confess (2025) adlı filmi görülmeye değer. Huang, eski Yugoslavya’daki fütüristik savaş anıtları üzerinden ekonomik göç ve geçmişin jeopolitik çatışmaları arasındaki etkileşimi lirik bir dille sorguluyor.
2. Malzemenin Hafızası: Phillida Reid & kurimanzutto (Meksika/NY) & CORPUS (Cambridge)
Bu durak, köklü ve yeni galerileri bir araya getiriyor. Meksikalı ressam Roberto Gil de Montes’in şiirsel figürleri, Monilola Olayemi Ilupeju’nun huş ağacı kabuğu ve inek derisi üzerine yaptığı yeni kompozisyonlarıyla sıra dışı bir dokusal diyalog kuruyor.
3. Gece Hayatı ve Yeraltı Kültürü: Sadie Coles HQ & Sans titre (Paris)
Londra ve Paris’in yeraltı kültürüne bir övgü niteliğinde olan bu sergi, Zuzanna Czebatul’un devasa şişme ecstasy hapı heykeliyle dikkat çekiyor. Bu oyuncu yerleştirme, Jill Westwood’un 1980’lerin Londra yeraltı sahnesini belgeleyen ikonik polaroidleriyle yan yana gelerek nostalji ve çağdaş kulüp kültürü arasında bir köprü kuruyor.
4. Teknolojinin Kuşaklararası Diyaloğu: Emalin & Peter Freeman, Inc. (New York)
Emalin’de, minimalist ışık sanatının öncüsü Dan Flavin’in floresan işleri ile Anna Clegg’in dijital çağın görselliğinden beslenen resimleri buluşuyor. İki farklı jenerasyonun, kendi dönemlerinin teknolojisiyle (floresan lamba vs. dijital görüntü) nasıl ilişki kurduğunu görmek oldukça ufuk açıcı.
5. Dişillik ve Emek: Soft Opening & Company Gallery (New York)
“Women’s History Museum” sanat kolektifinin işlerine ev sahipliği yapan galeri; moda, üretim yöntemleri ve dişillik arasındaki karmaşık ilişkiyi inceliyor. Akrep taksidermisinden araba aynalarına kadar uzanan malzeme çeşitliliğiyle Grisette Gothique (2025) adlı eser, serginin en çarpıcı parçalarından biri.
6. Coğrafi Hareketlilik: Union Pacific & ATHR (Cidde)
Cidde merkezli ATHR ile yapılan bu iş birliği, Ortadoğu ve Londra arasındaki sanatsal momentumu yansıtıyor. Basmah Felemban’ın kağıt işleri, Nijerya asıllı Londralı sanatçı Jamiu Agboke’un eserleriyle coğrafi sınırlar ötesi bir söyleşi başlatıyor.
7. Nesnelerin Gizemli Dili: Ginny on Frederick & City Galerie Wien (Viyana)
Viyana’nın heykel dilini Londra’ya taşıyan sergi, Albert Dietrich’in formları ile Sophie Giraux’un dökme kauçuk işlerini buluşturuyor. Nesnelerin bazen kelimelere ihtiyaç duymadan gizemli şekillerde konuşabildiğini hissettiren bir seçki.
8. Lifli Sanatın Mekânsal Mantığı: Public Gallery & Proyectos Ultravioleta (Guatemala)
Guatemala’dan gelen Hellen Ascoli, dokuma pamuk bantlar ve kinetik bileşenlerle mekânsal ve sosyal altyapıları yeniden düşünmeye davet ediyor. 19 Ocak’ta gerçekleşen galeri konuşması, lif tabanlı sanatın nasıl bir direniş alanı olabileceğine odaklanmıştı.
9. Paylaşılan Vizyonlar: The Sunday Painter & Jhaveri Contemporary (Mumbai) & Kendall Koppe (Glasgow)
Aynı sanatçıyı paylaşan iki galerinin buluşması, Condo’nun derin bağlar kurma misyonunu kanıtlıyor. Pakistanlı sanatçı Suleman Aqeel Khilji’nin pigment ve yağlı boya işleri, Mumbai ve Glasgow’un sanatsal enerjisini Londra’nın güneyine taşıyor.
10. Bir Queer Devrimci: Maureen Paley Studio M & Gordon Robichaux (New York)
Condo 2026’nın en onur verici duraklarından biri şüphesiz Agosto Machado’ya ayrılan bölüm. Stonewall İsyanı’nın tanıklarından ve queer özgürleşme hareketinin kilit isimlerinden biri olan Machado’nun karmaşık objelerle kurduğu sunak, izleyiciyi politik ve sanatsal bir tarih dersine davet ediyor.
11. Ayıların Gölgesinde Dil ve Siyaset: Arcadia Missa & Kayokoyuki (Tokyo)
Tokyo’dan gelen Kazuki Matsushita, Japonya’nın kentsel alanlarında artan ayı varlığı ile Noel atmosferini birbirine dolayan resimleriyle dikkat çekiyor. Sanatçı, dilin fiziksel ve politik bir aparat olarak nasıl işlediğini sorgularken; koruma ve yok etme arasındaki tekinsiz sınırı irdeliyor.
Condo London 2026, sadece galerilerin kapılarını birbirine açması değil, izleyicinin zihnini dünyanın farklı köşelerindeki meselelere açması için eşsiz bir fırsat sunuyor. 14 Şubat’a kadar vaktiniz varken bu rotayı mutlaka ajandanıza ekleyin.