
Beyler ve Bayanlar,
Şimdi size anlatacağım şey sıradan bir tiyatro haberi değil. Bu, “Kraliyet çeyrek pounder’ı” tadında, üzerine bolca adrenalin ve 1830’lar nostaljisi serpiştirilmiş gerçek bir olay. Mart 2026 itibarıyla resmen ilan edildi: Quentin Tarantino, o efsanevi sinematik asasını West End sahnelerine vurmaya hazırlanıyor. Oyunun adı mı? The Popinjay Cavalier.
Olayımız 1830’ların Avrupa’sında geçiyor. Tarantino, “kılıçbaz bir macera komedisi” ile karşımıza çıkıyor ama sakın yanılmayın; bu öyle uykunuzu getirecek tarihi oyunlardan biri değil. Elimizde aldatmacalar, kılık değiştirmeler ve dur durak bilmeyen bir aksiyon var. Adamımız bu sefer Michael Frayn’in Noises Off’undan feyz alıp, bunu “eski moda bir İngiliz farsı” ile harmanlamış. Yani sahnede pantolonların düştüğü, kapıların çarpıldığı o tam kaos hali! Tıpkı Pulp Fiction’daki o meşhur çanta gibi; içinde ne olduğunu tam bilmiyoruz ama parıltısı şimdiden gözümüzü alıyor.
Biliyorsunuz, Tarantino 2025’in Ağustos ayında bavullarını topladı ve Londra’ya taşınacağını söyledi. Ocak 2026’da bu “kanlı” şehre adımını attı ve şimdi Sonia Friedman Productions ile Sony Pictures’ı arkasına alıp West End’i ateşe vermeye hazırlanıyor. 2027’nin başında perde açılacak. Eğer bu iş tutarsa –ki Tarantino’nun dediği gibi: “Bu benim şaheserim olabilir!” – dünya turuna çıkacaklar. Hatta daha da bombası, eğer sahne prodüksiyonu alkışları toplarsa, bu oyun Quentin’in o çok konuşulan “onuncu ve son filmi” için en güçlü aday haline gelecek.
Yıllardır Reservoir Dogs’u sahneye uyarlayacak mı, The Hateful Eight’i tiyatro yapacak mı diye tartıştık. Ama o ne yaptı? Gitti, 1830’ların kılıç şakırtılarını modern bir farsın içine hapsetti. Quentin sahnede bize şunu fısıldıyor: “Bana ‘ne’ de bakayım, bir kez daha ‘ne’ de!” Bu oyun, sahnede konuşulan kelimelerin mermilerden daha hızlı uçuşacağı bir düello vaat ediyor.
Eğer 2027’de Londra’da bir koltuğa oturup bu “Cavalier”ın kılıç darbelerini izlemeyecekseniz, kendinize bir iyilik yapın ve o asayı yavaşça yere bırakın. Çünkü Tarantino sahneye çıktığında sadece bir oyun izlemezsiniz; bir ideolojinin, bir üslubun ve bolca “swashbuckling” kaosunun fiziksel formuna şahit olursunuz.






