Leyla Pekmen “İçerisi” Sergisi

TowerİstanbulSokak2 gün önce20 Tıklanmalar

İstanbul’un Fındıklı sahilinde, Meclis-i Mebusan Caddesi üzerindeki BüroSarıgedik’in kapısından içeri adım attığınızda, modern dünyanın o alışıldık “merkez” algısı nazikçe ama kararlı bir biçimde bükülüyor. Leyla Pekmen’in 23 Aralık 2025’te kapılarını açan ve 27 Ocak 2026’ya kadar devam eden “İçerisi” isimli sergisi, bizleri doğayı romantize etmeden, aksine onu ölçüyü ve hafızayı belirleyen mutlak bir özne olarak yeniden görmeye çağırıyor. Sanatçının modernist resim geleneğinin katı, köşeli çerçevelerini bilinçli bir hamleyle bükerek oluşturduğu şekilli tuvaller, izleyiciyi insan-merkezli bakışın konforlu alanından çıkarıp doğanın ritmiyle kurgulanmış yeni bir algı mekânına hapsediyor.

Bu evrende her şey alışık olduğumuzdan farklı bir ölçekte karşımıza çıkıyor: Devasa dalgalar, abartılı büyüklükteki çiçekler ve orantısız ağaçlar mekânı kaplarken; insan figürü bu ihtişam karşısında küçük, geçici ve oldukça kırılgan bir leke gibi kalıyor. Pekmen’in sunduğu bu radikal yer değişikliği bir karamsarlık değil, aksine insanın kendi küçük yerini hatırladığı bir “yeniden kalibrasyon” önerisi sunuyor. Gündelik yaşamın o sıradan akışı içinde figürler kendi dünyalarında devinirken, doğa artık edilgen bir fon olmaktan çıkıp; çiçeklerin arasına gizlenmiş gözlerle, polenlerin mahrem dokunuşlarıyla ve duyusal dokularıyla bizi izleyen, kaydeden ve her şeye tanıklık eden bir başrol oyuncusuna dönüşüyor.

Serginin maddi dünyası da en az teması kadar katmanlı ve sarsıcı. Seramikten üretilmiş devasa dalgalar, malzemenin kendi kırılganlığı ile kütlenin etkileyici gücü arasında tekinsiz bir denge kuruyor. Bu dalgaların hemen yanına yerleştirilen minik plastik insan figürleri, insanlığın hem maddi hem de kavramsal kırılganlığını çarpıcı bir zıtlıkla yüzümüze vuruyor. Sanatçının kendi elleriyle boyadığı kumaşlardan yükselen dev çiçek heykeli ise narin yaprakları ve birbirine dokunan organik uzantılarıyla, temas ve hassasiyet fikirlerini heykelsi bir jeste dönüştürüyor.

Pekmen’in “Kızkardeşlik” adını verdiği seramik ve kâğıt üzeri eserler serisi ise sergiye derin bir dayanışma motifi katıyor. Kadın figürlerinin birbirine yaslanan, birbirini taşıyan ve organik formlarla simetrik bir bütünlük içinde var olan temsilleri, dayanışmanın sadece görsel bir motif değil, yaşamsal bir ritim olduğunu fısıldıyor. Burada doğa-insan ilişkisi kadın bedeni ve ruhu üzerinden yeniden düşünülürken, birlikte var olmanın sessiz ama yıkılmaz estetiği serginin kalbine yerleşiyor. “İçerisi”, bizleri o her şeyi bildiğini sanan insan bakışından sıyrılıp doğanın merkezinde, hafızanın ve sahnelerin onun tarafından belirlendiği o ekolojik alanda yeniden nefes almaya davet ediyor.

Apartman No:26 Notu: Leyla Pekmen’in bu dünyasında, doğanın bizi izlediği hissi bir parça huzursuz edici olduğu kadar müthiş bir aidiyet duygusu da veriyor. Eğer bu kış gününde Fındıklı’nın puslu havasından sıyrılıp dev seramik dalgaların ve kumaş çiçeklerin arasında kendi küçük yerinizi hatırlamak isterseniz, bu sergi tam aradığınız durak olabilir.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3