
Reboot’un en büyük farkı, hikayenin yeni bir ortak cinsiyetli (co-ed) tesiste geçecek olması. Bu hapishaneden 100 yılı aşkın süredir kimse kaçamamış. Bu yeni yaklaşım, orijinal serinin sadece erkeklerden oluşan personel ve mahkûm kadrosuna taze bir soluk getiriyor ve gerilime psikolojik bir derinlik katıyor.
Dizinin karakterleri de oldukça çeşitli bir mozaik sunuyor:
Yeni “Prison Break” hikayesi, eski evrenle aynı bağlamda geçse de, maalesef hayranların umduğu gibi Michael Scofield’ı canlandıran Wentworth Miller geri dönmüyor. Miller, artık heteroseksüel karakterleri canlandırmak istemediğini açıklamıştı. Ancak bu, eski kadrodan diğer oyuncuların sürpriz rollerle hikayeye dahil olmayacağı anlamına gelmiyor.
Orijinal dizi ne kadar mantık sınırlarını zorlasa da, insanı kendine bağımlı yapan bir güce sahipti. Yeni “Prison Break” de, bu bağımlılık yapıcı gerilimi, sınıf mücadelesi ve yeni nesil sorunlarla harmanlayarak, izleyiciyi tekrar “iyi mi, kötü mü?” ikilemine düşürmeyi hedefliyor.
Dizinin Hulu’da yayınlanıp yayınlanmayacağı yakında belli olacak, ancak prodüktörlerin ilk senaryodan umutlu olması, kaçış planının şimdiden başarılı olacağına işaret ediyor. Sence de yeni nesil firariler, Scofield ve Burrows’un mirasını taşıyabilecek mi?






