
Berlin’in sanat damarlarından biri olan KW Institute for Contemporary Art, Kongo asıllı sanatçı Jean Katambayi Mukendi’nin Almanya’daki ilk kişisel sergisi olan “RATIO”ya ev sahipliği yapıyor.10 Mayıs 2026 tarihine kadar devam edecek olan bu sergi, dünyamızı şekillendiren ikilikleri; doğal ve yapay, büyüme ve yıkım, kaynaklar ve güç arasındaki o gerilimli ilişkiyi sorguluyor.
Mukendi’nin sanatsal pratiği, aldığı elektrikçilik eğitiminin yanı sıra mühendislik ve matematiğe olan köklü ilgisinden besleniyor. Sanatçı, teknolojik gelişmeleri incelerken bir yandan da küresel kaynak çıkarımı ve güç dağılımındaki adaletsizliklerin neden olduğu sosyal ve ekolojik dengesizliklere odaklanıyor. Sanatçı için güç kavramı hem fiziksel hem de jeopolitik bir gerçeklik; kendi ülkesi olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DKC), dünyayı aydınlatan bakırın ana kaynağıyken kendisinin kalıcı elektrik kesintileriyle yaşamak zorunda kalması, serginin temelindeki ironiyi ve oran arayışını oluşturuyor.
Sergide yer alan heykeller, resimler ve çizimler, Mukendi’nin 2025 yılında KW bünyesindeki misafir sanatçı programı sırasında, Berlin’in geri dönüşüm avlularından ve müzenin kendi depolarından topladığı malzemelerle üretildi. Serginin merkezinde yer alan devasa heykel “mukendi kabongo Air hybird Wings RDC26FG”, havacılık, tarım ve askeri alandaki makinelerden ilham alıyor. Sanatçı, bu makinelerin bileşenlerini birleştirerek fonksiyonlarını hayali bir şekilde çoğaltıyor ve teknolojinin ekolojik potansiyelini geri dönüşüm süreci üzerinden yeniden kurguluyor.
Enstalasyonu çerçeveleyen iki büyük ölçekli tablo ise serginin kavramsal derinliğini artırıyor. “Divina” adlı tablo, bir baskılı devre kartını andırırken başlığıyla da teknoloji devi Nvidia’ya (ismin anagramı) gönderme yapıyor; merkezindeki ilahi el figürüyle teknik şemaları ruhsal sembolizmle birleştiriyor. Bu eser, DKC’deki bakır ve kobalt madenciliğinin küresel elektronik üretimi için taşıdığı hayati öneme dikkat çekiyor. Diğer tablo “Vita” ise kapitalist düzen içindeki doğal kaynak rekabetinin yarattığı sosyal kırılmaları yansıtırken, doğanın kendi dengesini koruma kapasitesini tektonik ve floral illüzyonlarla betimliyor. Pencerelerin arasına yerleştirilen çizimler ise iklimin insan rutinleri üzerindeki etkisinden kripto paralara kadar geniş bir yelpazede ekoloji, teknoloji ve ekonomi üzerine spekülatif düşünceler sunuyor.






