
İstanbul’un sarnıçlarından ve Venedik’in Bienal heyecanından rotamızı Londra’nın doğusuna, Tower Hamlets’in çok kültürlü sokaklarına çeviriyoruz. 4 Nisan’da kapılarını açan ve 25 Nisan 2026 tarihine kadar devam edecek olan Olga Regina’nın “Memory of a New City” (Yeni Bir Kentin Hafızası) sergisi, modern mimarinin soğuk yüzeylerinin nasıl “duygusal birer yuvaya” dönüştüğünü araştırıyor.
Londra merkezli dijital sanatçı Olga Regina, bu sergisinde Canary Wharf, Poplar ve Whitechapel üçgeninde yaptığı tekrarlı yürüyüşleri birer görsel hafıza kaydına dönüştürüyor.
Sergi, bir şehrin sadece çelik ve camdan ibaret olmadığını; hareket, ışık ve günlük rutinler aracılığıyla nasıl kişisel bir anlam kazandığını sorguluyor. Regina’nın dijital eserleri, yeni inşa edilmiş “parlak” manzaraların zamanla nasıl “yaşanmışlık” kazandığını şu üç ana evre üzerinden takip ediyor:
“Midday” (Gün Ortası): Şehrin en net, en keskin hali. Su yüzeylerindeki yansımaların ve gökyüzünün tüm çıplaklığıyla görüldüğü anlar.
“Lunch time” (Öğle Yemeği): Kentin en hareketli ritmi. İnsan kalabalığının ve rutin koşturmacanın şehirle olan bedensel teması.
“Evening” (Akşam): Işığın yumuşadığı, sert silüetlerin silindiği ve kentin daha içsel, duygusal bir havaya büründüğü o “altın” saatler.
Regina, gözlemlediği bu kentsel çevreleri dijital medya aracılığıyla “hatırlanan imgelere” tercüme ediyor. Bu çalışmalar, izleyiciye şu soruyu sorduurtuyor: Baktığımız şehir ile hissettiğimiz şehir aynı mı?
Londra merkezli dijital sanatçı Olga Regina’nın pratiği; bellek, algı ve gündelik deneyim üzerine kurulu. Çalışmalarında doğrudan gözleme ve Londra mahallelerinde yaptığı “tekrarlı yürüyüşlere” dayanarak katmanlı dijital yapıtlar inşa ediyor. Modern çevrenin nasıl aşamalı olarak duygusal bir anlam kazandığını keşfeden sanatçı, daha önce hem İngiltere’de hem de uluslararası platformlarda birçok solo ve grup sergisinde yer aldı.
Mekân: The Brady Arts and Community Centre
Adres: 192-196 Hanbury Street, Londra, E1 5HU






