Gökyüzünün Hırçın Sesi Sigrid Sandström ve Squall Sergisi

TowerSokakLondra3 gün önce18 Tıklanmalar

İsveçli sanatçı Sigrid Sandström, Londra’daki ilk kişisel sergisi “Squall” ile bizi boyaların içine hapsolmuş bir gökyüzüyle baş başa bırakıyor.

26 Mart’ta kapılarını açan ve 23 Mayıs 2026 tarihine kadar devam edecek olan bu sergi, sadece bir resim seçkisi değil; iklimsel belirsizliklerin ortasında, doğanın hiddetiyle estetik bir mesafeden yüzleşme çabası.

“Squall”: Hem Bir Rüzgar Hem Bir Çığlık

Serginin ismi olan “Squall”, hem meteorolojik bir terim (ani ve sert rüzgar/fırtına hattı) hem de işitsel bir olayı (bir kuşun ya da bir bebeğin keskin çığlığı) temsil ediyor. Sandström’ün tuvalleri de tam olarak bu iki tanımın arasında bir yerlerde duruyor.

Sanatçının Gale (Fırtına) serisi, yedi devasa tuval boyunca kıvrılan, bükülen ve bazen kükürt sarısı bir duman izini anımsatan formlardan oluşuyor. Bu resimlere baktığınızda, açık bir gökyüzünde yırtılan rüzgarın sesini, dünyaya karşı yükselen bir itiraz çığlığını duyabiliyorsunuz. Ancak ilginç olan, tüm bu kinetik enerjiye ve serbest bırakılmış öfkeye rağmen, resimlerin bir araya geldiğinde tuhaf bir sükunet ve ritmik bir yataylık sunması.

Fırtınanın İçinde Bir Odak Noktası: “Geometrik Noktalar”

“Squall” sergisindeki işlerin çoğunda, Sandström’ün o spontane ve jestüel fırça darbeleriyle tezat oluşturan, geometrik bir hassasiyetle yerleştirilmiş dairesel motifler (noktalar) dikkat çekiyor.

  • Slit gibi tablolarda bu nokta neredeyse görünmezken, Gale III eserinde kompozisyonun baskın unsuru haline geliyor.

  • Bu noktalar, erimeye yüz tutmuş bu soyut topografyada gözümüze sabit bir odak noktası sunuyor.

  • Bir bakıma bu noktalar, bizi mesafemizi ayarlamaya; bazen yaklaşmaya bazen de geri çekilmeye zorluyor.

Sandström bu noktaları güneş, ay ya da uzak bir gezegen gibi kurguluyor olabilir. Özellikle In Proximity eserinde biri büyük ve kırmızı, diğeri küçük ve kara iki nokta; gri, havadaki toksinlerle dolu sarı bir troposfer içinde asılı duruyor.

Burada, simyadaki sol niger (kara güneş) ikonografisinin bir yankısı var: Eskinin ölümü ve yeninin doğumu. Bu noktalar, hızla ısınan kendi evimiz mi yoksa yabancı bir dünyanın ikiz güneşleri mi, ayırt etmek zorlaşıyor.

İklim Acil Durumu ve Estetik Mesafe

Sandström bizi fırtınanın tam kalbine, gözüne yerleştirmiyor. Aksine, o şiddetin bize dokunamayacağı bir mesafeden, uzaktan izletiyor. Ancak bu estetik haz, resimlerin alt metnindeki iklim acil durumunu gizlemeye yetmiyor.

Özellikle egzoz dumanıyla boğulmuş kasvetli bir şehir caddesini andıran paleti, bu fırtınanın sadece doğanın bir işi olmadığını fısıldıyor. Bu fırtına, insan türünün dünyaya karşı olan o devasa dikkatsizliğinin, gezegensel ölçekte “ölümü uyandıran” o kendi kendini yok eden güdülerinin bir yansıması gibi.

Tıpkı gökyüzü gibi asla hareketsiz durmayan, sürekli bir dönüşümün eşiğindeymiş gibi hissettiren bu sergiyi Londra planlarınıza dahil etmek isterseniz:

  • Tarihler: 26 Mart 2026 – 23 Mayıs 2026

  • Mekân: Perrotin, Londra

  • Öne Çıkan Eserler: Gale serisi, In Proximity, Doublet, Daunter, Gust.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3