
Londra Tasarım Festivali’nin (London Design Festival – LDF) amiral gemisi niteliğindeki düşünce liderliği programı Küresel Tasarım Forumu (Global Design Forum – GDF), evrimindeki en iddialı adımlardan birini atarak 13-16 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul’da ilk kez gerçekleştirilecek uluslararası edisyonunu duyurdu. People & Places & Ideas (PPI) iş birliğiyle hayata geçirilen bu etkinlik, dünyanın dört bir yanından gelen öncü tasarımcıları, mimarları, teknoloji uzmanlarını, küratörleri ve akademik isimleri bir araya getirerek tasarımın karmaşıklık, birbirine bağlılık ve bir arada var olma ile tanımlanan modern dünyada nasıl bir rol üstlenebileceğini araştıracak. İstanbul’un eşsiz kültürel ve mimari mirasına kök salan bu dört günlük program, üst düzey akademik söylemleri şehir genelindeki kamusal enstalasyonlarla birleştirerek, kültürlerin ve tarihlerin sürekli buluştuğu bu benzersiz coğrafyada fikirlerin birbirini nasıl yeniden şekillendirdiğini merkeze alacak. Londra Tasarım Festivali ve Küresel Tasarım Forumu kurucusu Ben Evans, İstanbul edisyonunun misyonları için heyecan verici bir yeni bölüm olduğunu vurgularken, şehrin kültürlerin kesişme noktasındaki konumunun yerel kimliği kutlarken küresel zorluklara tasarımın nasıl yanıt verebileceğini keşfetmek için kusursuz bir ortam sunduğunu ifade ediyor.
İstanbul edisyonunun sanatsal direktörlüğünü, PPI’ın kurucusu sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut üstlenirken, programın genel yaratıcı kurgusu Ben Evans ve Melek Zeynep Bulut’un vizyonu etrafında şekilleniyor. Bu vizyoner ekipte sanat ve kültür danışmanı olarak Beral Madra, mimari danışman olarak Celâleddin Çelik, içerik danışmanı olarak Beatrice Galilee ve yaratıcı danışman olarak Universal Design Studio’dan Jay Osgerby yer alıyor. Sanatsal direktör Melek Zeynep Bulut’a göre İstanbul, parçalarının birbirine bağlanma biçimlerinden tekilliğini türeten, ne başlayan ne de biten bir şehir olarak, dünyadaki en kendine has yerlerden biri konumunda bulunuyor. Forum’un temel yaklaşımı, şehre bu özel “ara kesit” lensinden bakarak fragmanlar, bağlantı modları, akışlar ve karşılaşmalar arasındaki ilişkilere odaklanıyor. Program, yaratıcılığı; yan yana gelen sistemlerin ve birbiriyle doğal olarak eşleşmeyen fikirlerin bir arada var olabileceği, yeni tutumların ve konumlanma biçimlerinin ortaya çıktığı bir sorgulama alanı olarak çerçeveliyor. Melek Zeynep Bulut, tüm bu süreci “şehirde bir performans” olarak hayal ettiklerini, amacın birleşik bir bütün inşa etmekten ziyade tekil fragmanlar ve aralarındaki bağlantılar arasında hareket eden bir dikkat oluşturmak olduğunu belirtiyor.
Etkinlik, Topkapı Sarayı’nın tarihi sınırları içerisinde, mekanın mimari ağırlığının ana konuşmalar, paneller ve söyleşiler için güçlü bir fon oluşturacağı bir atmosferde gerçekleşecek. Forum’un ana teması olan “Worlds in Contact” (Temas Halindeki Dünyalar), miras kalan anlayış çerçevelerinin artık yeterli gelmediği bir çağda tasarım yapmanın ne anlama geldiğini sorgulayacak. Toplumların ekoloji, teknoloji, göç ve eşitsizlik gibi iç içe geçmiş krizlerle boğuştuğu bir dönemde, Forum tasarımı evrensel bir dil arayışı olarak değil; farklı yaşam, bilgi ve üretim biçimlerini kucaklayan bir pratik olarak ele alacak. Forum İçerik Danışmanı Beatrice Galilee, Forum’un kültürler ve disiplinler arası hareket eden perspektifleri ve pratikleri ön plana çıkardığını, tek bir anlatı önermek yerine temas ve yakınsama ile tanımlanan bir gerçeklikte bu çok sesli diyaloğu teşvik ettiğini vurguluyor. Programın akışı 13 Mayıs’taki gala yemeğiyle başlayacak, 14-15 Mayıs tarihlerinde tam gün süren Forum oturumları, atölyeler ve akşam etkinlikleriyle devam edecek ve 16 Mayıs’ta kısa formatlı oturumlar ile bir kapanış brunch’ı ile sona erecek.
Programın İstanbul dokusuyla bütünleşen en önemli ayaklarından birini, şehir genelinde gerçekleşecek dört yaratıcı “oluş” (happening) teşkil ediyor. İlk odak noktası olan “Yerleşme” (Placemaking), şehrin derinlere kök salmış malzeme mirasına ve mekansal kültürüne dayanan bir dizi müdahale ve sorgulamaya ev sahipliği yapacak. Bu kapsamdaki açılış enstalasyonu, Türkiye’nin köklü ahşap geleneğinden ilham alarak uluslararası düzeyde tanınmış bir tasarımcının vizyonuyla yeniden yorumlanacak. İkinci yaklaşım olan “Yeniden Düşünme” (Rethinking) ise, şehrin kilit eşik noktalarındaki bahçe kültürünü yeniden uyandırmayı hedefliyor. İstanbul’un toprak, yetiştirme ve bahçe kültürüyle olan derin bağını modern bir kentsel bağlamda yeniden yorumlamak amacıyla, Yedikule bölgesinde çağdaş bir bahçe tasarımı için uluslararası bir yarışma başlatılacak. Bu girişim, Forum’un kapanışında duyurulacak ve tasarım yoluyla şehre düşünceli, ileriye dönük bir teklif sunacak.
Üçüncü sütun olan “Hikaye Anlatıcılığı” (Storytelling), görsel, işitsel ve editoryal içerikleri bir araya getiren bir üst-kurgu ağı olarak tasarlanan “İstanbullar: Design Route” projesiyle hayat bulacak. Bu rota, şehrin dört bir yanındaki 40 önemli tasarım ve sanat eseri ile kayda değer lokasyonları belirleyerek şehre bir harita, bir yaratıcılık arşivi ve hikaye anlatımı platformu sağlayacak. Editörlerin ve şehrin hikaye anlatıcılarının katkılarıyla şekillenecek bu interaktif yaratıcı ağ, İstanbul’un katmanlı ve kolektif bir portresini oluşturacak. Son olarak, tüm bu programın kalbinde yer alan ve Beatrice Galilee ile birlikte geliştirilen Forum’un kendisi, entelektüel değişim ve eleştirel yansıma için bir platform sunacak. Küresel Tasarım Forumu İstanbul, kültürel diplomasi, şehir markalaması ve sektör liderliği ekseninde stratejik bir vizyon ortaya koyarken, yerel yeteneklerin ve öğrenci katılımının ön plana çıkarılmasıyla çağdaş zorluklara çözüm üretmede tasarımın rolünü güçlendirecek. PPI ve Londra Tasarım Festivali’nin sanatsal ve küratöryel uyumu gözeterek Türkiye’de yerel olarak üreteceği enstalasyonlar, İstanbul’u küresel bir tasarım başkenti olarak konumlandırma yolunda iddialı bir imza atacak.






