
Apartmanımızın bu katında bugün, piksellerin yağlıboya dokusuyla çarpıştığı, yüksek çözünürlüklü bir rüyanın tam ortasındayız. Dolapdere’nin o kendine has gri ve endüstriyel dokusundan sıyrılıp Dirimart’ın kapısından içeri girdiğinizde, sizi neon parıltılar, kaygan yüzeyler ve sanal bir ziyafet bekliyor. Emma Stern, İstanbul’daki bu ilk kişisel sergisinde bizi hem çok tanıdık hem de ürkütücü derecede yabancı bir sofraya davet ediyor.
Şampanyadan Sebepler, sadece bir sergi değil; dijital dünyanın estetik kodlarının sanat tarihinin soylu teknikleriyle girdiği o tuhaf ve büyüleyici gerilimin bir özeti. Stern, oyun motorlarının soğuk ve kusursuz avatarlarını alıp onları tuvalin üzerine, yağlıboyanın o insani ve dokunsal derinliğiyle yerleştiriyor. Bu katın havası bugün biraz sentetik ama bir o kadar da taze; sanki geleceğin otoportreleri bugünün duvarlarına asılmış gibi. Gelin, bu gösterişli ama bir o kadar da dertli akşam yemeğinin detaylarına, apartmanımızın pencerelerinden birlikte bakalım.
Emma Stern’ün üretim pratiği, çağdaş sanatın dijitalle olan flörtünü bambaşka bir boyuta taşıyor. Sanatçı, oyun geliştiricilerin kullandığı 3D yazılımları birer eskiz defteri gibi kullanarak sanal özneler yaratıyor. Ancak bu karakterler dijital evrende hapsolup kalmıyor; Stern onları klasik tuval üzerine yağlıboya tekniğiyle ete kemiğe büründürüyor.
Bu süreç, bir nevi dijitalden analog dünyaya yapılan bir göç gibi. Stern, sanat tarihinin o meşhur “nü” ve “müz” figürlerini, günümüzün video oyunlarındaki ve yapay zekâ algoritmalarındaki kadın temsilleriyle çarpıştırıyor. Algoritmaların bizim arzularımızı nasıl yeniden ürettiğini ve bu sanal bedenlerin nasıl birer nesne haline geldiğini sorgularken, avatarlarımızın fiziksel benliklerimizden ne kadar ayrılmaz olduğunu hatırlatıyor. Eserlerdeki o parlak ve kaygan yüzeyler, dijitalin vaat ettiği mükemmelliği temsil ederken, fırça darbeleri bu mükemmelliğin altındaki kırılganlığı ele veriyor.
Serginin ismi olan “Şampanyadan Sebepler”, İngilizcedeki “champagne problems” (ayrıcalıklı bir yaşamdan kaynaklanan, aslında önemsiz dertler) deyimine muzip bir selam duruyor. Stern, 2024’te İstanbul’a yaptığı ziyarette şehrin o canlı misafirperverlik ve yemek kültüründen etkilenerek, hayali ve fantastik bir ziyafet sahnesi kurguluyor.
Serginin merkezinde yer alan üç metrelik devasa eser, Leonardo da Vinci’nin ikonik Son Akşam Yemeği tablosunu Stern’ün görsel diliyle yeniden yorumluyor. Bu masada havariler yok; onların yerini siber tonlarda, yarı çıplak, dolgun ve taşkın kadın avatarlar almış. Sanat tarihinin en kutsal kompozisyonlarından biri, hiper-çağdaş bir fanteziye dönüşürken; Stern’ün önceki işlerinden tanıdığımız iskelet Skott ve sentör Buttercup da bu absürt ziyafete eşlik ediyor. Bu, hem geçmişe bir saygı duruşu hem de bugünün görsel tüketim hızına dair keskin bir eleştiri.
Sergi için özel olarak tasarlanan en çarpıcı figürlerden biri ise Replika. Sanatçı ile 3D tasarımcı Kaan Ülgener’in iş birliğiyle doğan bu insansı siborg, serginin anlatısını adeta bir arada tutuyor. Replika, sergide üç farklı resimde karşımıza çıkarken, bir yandan da paslanmaz çelikten üretilmiş bire bir ölçekte bir heykel olarak galerinin ortasında yükseliyor.
Özellikle Replika (Server) adlı eser, siborgun üstün teknolojik gücü ile ona biçilen server rolü arasındaki çelişkiye odaklanıyor. İnternet terminolojisindeki server kavramıyla servis yapan kişi arasındaki bu kelime oyunu, yapay zekâ ve robotik geleceğin sosyal hiyerarşileri nasıl etkileyeceğine dair tekinsiz bir soru işareti bırakıyor. Çelik heykelin o soğuk ve mesafeli duruşu, serginin renkli ve kaotik atmosferinde modern bir memento mori etkisi yaratıyor.
Sergi Bilgileri:
Sanatçı: Emma Stern
Sergi Başlığı: Şampanyadan Sebepler
Mekan: Dirimart Dolapdere, İstanbul
Tarih: 5 Şubat – 1 Mart 2026






