
İstanbul’un Boğaz hattında, Bebek’in kalbinde gizlenen ama zamana yenik düşmüş bir yapının içindeyiz. Bebek Sarnıcı, Eda Şarman’ın “Suyla Oyun” başlıklı sergisiyle, tarihsel işlevini yitirmiş olsa da sanatsal bir dolaşımın merkezine oturuyor. Şarman, bir zamanlar ormanlardan ve derelerden süzülüp şehre can veren bu devasa su depolarını, bugün yapılaşma yüzünden “su geçirmeyen” bir kentin ortasında yeniden keşfe çıkıyor.
Eda Şarman’ın su ile kurduğu bu derin ilişki, aslında 2023 yılında İrlanda’daki Leitrim Sculpture Center’da gerçekleştirdiği “nature pumps!” serisine dayanıyor. Sanatçı, bir şelaleden aldığı kalıplarla oluşturduğu seramik formların, şelalenin kendisine entegre edildiğinde su akışını nasıl teşvik ettiğini fark etmişti. Bu süreçte doğal katmanlar insan bedeniyle özdeşleşerek organik bir hal alıyor; su, bu yeni ve yapay ama doğadan türetilmiş yüzeylerden akmaya devam ediyordu. İnsanın yeryüzüne karıştığı o an, Şarman’ın pratiğinin de temel taşını oluşturdu.
Sanatçının 2024 yılında Pasaj x Barın Han’da sergilenen “Çeşme Yaratığı” projesi ise, suyun yolculuğunu doğadan kentin molozlarına taşıdı. Şehirden topladığı atıkları birleştirirken, sarnıç gibi tarihi su yapılarının inşasında kullanılan ve kırık kiremitlerden harmanlanan geleneksel horasan harcına dikkat çekti. Bu malzeme seçimi, sadece teknik bir tercih değil, aynı zamanda şehrin katmanları arasındaki o görünmez bağın altını çizen bir hatırlatıcıydı. Şarman’ın suyla kurduğu ilişki, bir şelalenin el değmemiş formlarından, kentin tozlu ve sıkışık borularından süzülen molozlarına kadar geniş bir spektruma yayıldı.
“Suyla Oyun” sergisi, Bebek Sarnıcı’nın artık sudan ari olan kuraklığını, bedensel ve kentsel bir akışla ikame ediyor. Şarman’a göre su, fiziksel olarak orada olmasa bile martıların denize olan yakınlığında veya kedilerin tekinsiz huzursuzluğunda kendini hissettirmeye devam eder. Sanatçı, sarnıçların o kadim taşıyıcı görevini kendi üslubuyla yeniden yorumlayarak, suyu yeniden dolaşıma sokmanın yollarını arıyor. Bu sergi, canlı ve cansız pek çok şahitliği bünyesinde toplayan suyun, molozların arasından süzülüp giderken bıraktığı o silinmez izleri takip etmemizi sağlıyor.






