
Amerikan banliyö kültürünün tuhaf bir parçası haline gelen 12 fitlik dev iskelet “Skelly”, sezonluk bir dekorasyon olmaktan çıkıp arka bahçelerin kalıcı bir anıtına dönüştüğünde, beraberinde yeni bir folklorik estetik getiriyor. Emma Rose Schwartz’ın Kraupa-Tuskany Zeidler’daki ilk kişisel sergisi “Giant Skeleton”, adını Home Depot tarafından satılan bu devasa figürden alıyor. Depolanamayacak kadar büyük olduğu için bayramlar geçse de yerinden kımıldamayan bu iskeletler, Schwartz’ın resimlerinde ışığın çekildiği, büyüme mevsiminin sona erdiği ve dekorasyonların birer ardıl görüntü gibi zihne kazındığı bir atmosferin merkezine yerleşiyor. Sanatçı, New York ve Nashville hattındaki kişisel hafızasından süzülen banliyö mimarisini ve mitolojik arketipleri, fiziksel bir müdahale süreciyle tuvale aktarıyor. Bu katın havası, geç sonbaharın o geri çekilen ışığıyla ve geride kalan nesnelerin yarattığı tekinsiz boşlukla şekilleniyor.
Serginin omurgasını oluşturan “Skelly” figürü, Schwartz için sadece bir popüler kültür nesnesi değil; zamanın, ışığın ve mekânsal aidiyetin sorgulandığı bir metafor. Devasa boyutu nedeniyle bir bahçede hapsolup kalan bu iskelet, mevsimler değiştikçe işlevini yitirip çevreyle tuhaf bir uyum yakalıyor. Sanatçı, bu yarı-kalıcı figürler üzerinden kimliğin ve mirasın nasıl kurgulandığını inceliyor. Kazan dairesinden dumanlar yükseliyor; zira Schwartz’ın bu nesnelere bakışı, banliyö hayatının sıradanlığındaki o tuhaf olanı açığa çıkarıyor.
Sergideki kompozisyonlar, Nashville’de geçen çocukluk anılarından, yerel mitlerden ve banliyö mimarisinden besleniyor. Figürler, tekrarlanan arketipler olarak beliriyor; betimleme eyleminin kendisi, kurgu ile gerçekliğin iç içe geçtiği bir alana dönüşüyor.
1992 Toronto doğumlu olan ve New York’ta yaşayan Emma Rose Schwartz’ın tekniği, resim yapmayı bir tür arkeolojik kazıya dönüştürüyor. Sanatçı, gerilmemiş (un-stretched) tuval üzerine boyayı katman katman ekliyor, ardından bu katmanları siliyor ve üzerlerine yeni formlar kazıyor. Bu süreç sonunda tuvalin yüzeyi, sadece bir görüntü değil; dokunuşun, revizyonun ve fiziksel emeğin bir tortusu haline geliyor.
Resimlerin yüzeyindeki bu tortul yapı, tıpkı arka bahçelerde bekleyen dev iskeletler gibi, zamanın geçişinin bir kaydı niteliğinde. Schwartz’ın Columbia Üniversitesi ve Chicago Sanat Enstitüsü’ndeki eğitimiyle pekişen bu disiplinli yaklaşımı, onu çağdaş sanat dünyasında yüzeyin hafızasını en iyi kullanan isimlerden biri yapıyor.
Berlin’in çağdaş sanat durakları arasında Mart ayı ajandanızın ilk sırasına eklemeniz gereken bu sergi, banliyö melankolisini galeri duvarlarına taşıyor.
Sergi Adı: Giant Skeleton
Sanatçı: Emma Rose Schwartz
Tarih: 10 Nisan 2026 tarihine kadar
Mekan: Kraupa-Tuskany Zeidler, Berlin






