
Beyoğlu’nun o kendine has dokusuna sahip Passage Petits-Champs binasında, sessiz ama derin bir devinim yaşanıyor. Galerist, Defne Tesal’ın galerideki ilk kişisel sergisi olan “Düşeceği Yeri Bilmiyorum” ile bizi 18 Nisan’a kadar değişim ve teslimiyetin eşiğine davet ediyor.
Defne Tesal’ın pratiği; ritim, tekrar ve hareketin farklı yüzeylerdeki izlerini sürer. “Düşeceği Yeri Bilmiyorum”, dünyanın, bedenin ve ilişkilerin zaman ve mekân içinde sürekli kaydığı bir evrende, sabit bir nokta arama yanılgısını bir kenara bırakıyor. Sanatçı, izleyiciyi durmaya değil, akışın kendisiyle birlikte dönüşmeye çağırıyor.
Sergi, tek bir medyuma hapsolmak yerine, malzemelerin birbiriyle konuştuğu ardışık bir kompozisyon sunuyor:
Mekâna Özgü İp Yerleştirme: Tesal’ın imzası haline gelen halat ve ipler, galerinin mimarisiyle bütünleşerek kontrol ile serbest kalma arasındaki o ince çizgiyi görünür kılıyor.
Jüt Heykel ve Karton İşler: Doğal ve mütevazı malzemeler, geçiş hallerinin kırılganlığını temsil ediyor.
Tuval Resimleri: Ritim ve tekrarın fırça darbelerine dönüştüğü, izleyicide meditatif bir etki yaratan eserler.
Serginin en dikkat çekici felsefi noktalarından biri, gündelik hayatın akışındaki ani kırılmalar. Tesal’a göre bu çatlaklar sadece birer bozulma değil; eski anlamların çözüldüğü ve yeni bir gerçeğin kök salabileceği bereketli aralıklardır. Kontrolün yitirildiği bu anlar sancılı olsa da, sanatçının eserlerinde bu süreç özgürleştirici bir dönüşüm olarak tasvir ediliyor.
“Çatlak, yeni bir yola dönüştü.” — Sergideki bir eser ismi olan bu ifade, aslında tüm seçkinin ruhunu özetliyor: Bilinmezliğe teslim olmanın getirdiği o tuhaf huzur.






