
Berlin’in kış güneşi Potsdamer Platz’ın cam binalarında kırılırken, No:26’nın kazan dairesinden taze bir pelikül kokusu yükseliyor. Türk sinemasının nev-i şahsına münhasır yönetmeni Burak Çevik, dördüncü kez Berlinale parkelerine adım atıyor. “İki Laborantın Yorgun Saatleri”, rasyonel olanla sezgisel olanın, 16mm’nin dokusuyla kahve falının gizeminin birbirine karıştığı bir gece yarısı deneyi vaat ediyor.
Burak Çevik ismi artık Berlin Film Festivali (Berlinale) için bir yabancı değil. Tuzdan Kaide, Aidiyet ve Unutma Biçimleri ile şehrin sinema hafızasında kendine sarsılmaz bir yer edinen yönetmen, bu kez 76. Berlinale’nin en özgürlükçü köşesi olan Forum Expanded bölümünde arz-ı endam ediyor.
Peki, neden Forum Expanded? Çünkü burası sinemanın sadece bir tüketim nesnesi değil, bir “laboratuvar” olarak görüldüğü, formun ve içeriğin sınırlarının zorlandığı bir oyun alanı. Çevik’in sineması da tam olarak bu tarifin içine oturuyor; hikayeyi düz bir çizgide anlatmak yerine, onu parçalara ayırıp yeniden birleştirmeyi tercih ediyor.
Sitenin Kazan Dairesi’nde bu hafta makinelerin gürültüsü değil, laboratuvarın steril ama bir o kadar da tekinsiz sessizliği hakim. “İki Laborantın Yorgun Saatleri” (The Weary Hours of Two Lab Assistants), izleyiciyi gece yarısının koyu karanlığında bir laboratuvara davet ediyor.
Filmin ana ekseninde, bilinmeyen bir maddeyi inceleyen iki laborantın (Nalan Kuruçim ve Bahar Çevik) monoton prosedürleri yer alıyor. Ancak yorgunluk çöktüğünde ve o meşhur Türk kahvesi piştiğinde, katı bilimsel kurallar yerini kadim bir geleneğe, sezgilere ve falın muğlaklığına bırakıyor. Hakikat, mikroskop camında mı yoksa fincanın dibindeki telvede mi gizli? Film, bizi bu ikilemin tam ortasında, 22 dakikalık hipnotik bir yolculuğa çıkarıyor.
Bu kısa filmi sadece bir “yerli yapım” olarak nitelemek haksızlık olur. Arkasında devasa bir estetik iş birliği var:
Görüntü Yönetimi: Aftersun filmiyle kalbimizi bıraktığımız Gregory Oke, 16mm pelikülün o grenli ve sıcak dokusunu laboratuvarın soğukluğuyla birleştiriyor.
Müzik ve Ses: Berlin yerleşikli besteci Zeynep Toraman, elektroakustik dokunuşlarla filmin işitsel dünyasını inşa ediyor.
Görsel Tasarım: Sarp Sözdinler’in afiş tasarımı ve Dilşad Aladağ’ın sanat yönetmenliği, filmin “modern klasik” havasını tamamlıyor.
Henüz Berlinale prömiyeri gerçekleşmeden gelen bir diğer haber ise filmin rotasını Paris’e çevirdiğini gösteriyor. “İki Laborantın Yorgun Saatleri”, dünyanın en saygın belgesel ve deneysel film festivallerinden biri olan Cinéma du Réel’in ana yarışmasına seçildi. Görünüşe göre Burak Çevik, bu yıl Avrupa’nın kültür başkentleri arasında mekik dokuyacak.
no-26 olarak, bu binanın her katında yankılanan o “arayış” ruhunu Burak Çevik’in sinemasında da görüyoruz. Berlin’in yeraltı enerjisiyle İstanbul’un geleneksel sezgiselliğini birleştiren bu kısa film, sinemanın sadece görülmek için değil, hissedilmek için var olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Künye ve Detaylar
Yönetmen: Burak Çevik
Süre: 22’ (2026, Türkiye-Almanya-UK-Hırvatistan)
Oyuncular: Nalan Kuruçim, Bahar Çevik, Didar Püren Erbek
Prömiyer: 76. Berlin Film Festivali – Forum Expanded






