
Londra’nın ikonik yapısı Royal Albert Hall, kapılarını sadece iki gün sonra (9 Ocak) doğanın en küçük ama en yetenekli sakinlerine açıyor. Dünyaca ünlü Cirque du Soleil, çok sevilen klasiği OVO ile Ocak ayını gerçek bir renk cümbüşüne çevirmeye kararlı.
Eğer kışın ortasında içinizi ısıtacak, biyolojik çeşitliliğin ve topluluk ruhunun kutlandığı bir akrobasi şöleni arıyorsanız, bu vızıldayan macera tam size göre!
OVO, bizi ayaklarımızın altındaki o görünmez dünyaya, böceklerin hareketli ekosistemine götürüyor. Sahne, devasa bitkiler ve dev böceklerle dolu canlı bir tabloya dönüşürken, her performans aslında bir canlının doğadaki benzersiz yeteneğini temsil ediyor:
Gökyüzüne Zıplayan Cırcır Böcekleri: Yerçekimine meydan okuyan trambolin sahneleriyle adrenalini yükseltiyor.
Hassas Karıncalar: Muazzam bir disiplinle ayaklarıyla yiyecek (ve birbirlerini!) dengelerken izleyiciyi hayretler içinde bırakıyor.
Esnek Örümcekler: Vücut sınırlarını zorlayan kontorsiyon (vücut bükme) hareketleriyle adeta bir ağ örüyorlar.
Gösterinin kalbinde, sakar bir sineğin hayat dolu bir uğur böceğine aşık olmasıyla başlayan naif bir hikâye yatıyor. Sineğin yanında getirdiği o gizemli dev yumurta (“OVO”), koloninin merakını uyandırırken; değişim ve yenilenme döngüsünü simgeliyor.
Cirque du Soleil deneyimini zirveye taşıyan en önemli unsur ise kuşkusuz müzik. OVO’nun ritmi, Brezilya tınılarından ilham alan canlı bir orkestra tarafından belirleniyor. Sahnedeki yüksek enerjili koreografiye eşlik eden bu neşeli notalar, içinizdeki çocuğu uyandırmak için birebir.
OVO, sadece teknik bir akrobasi gösterisi değil; dönüşümün ve bir arada yaşamanın ne kadar renkli olabileceğine dair duygusal bir kutlama. Ocak ayının bu ilk günlerinde kendinize ve ailenize bir parça “sihir” hediye etmek isterseniz, böceklerin bu çılgın dünyasına mutlaka uğrayın.






