
Londra, her köşesinde bir hikâye saklayan, her sokağı bir romanın ilk cümlesi olmaya aday bir şehir. Bu kez hikâyenin adresi, dünyanın en büyük bilgi hazinelerinden biri olan British Library. 27 Mart 2026’da kapılarını açacak olan “Fairy Tales” sergisi, bizi sadece tozlu rafların arasına değil, devlerin, perilerin ve kurbağa prenslerin dünyasına, o bildiğimiz ama her defasında yeniden keşfettiğimiz masalların kalbine götürüyor.
Bu sergi, kütüphanenin genellikle yetişkinlere ve araştırmacılara hitap eden ağırbaşlı havasını, bir “magic porridge pot” gibi taşırarak her yaştan ziyaretçiyi kucaklamaya hazırlanıyor. Grimm Kardeşler’den Hans Christian Andersen’e, Disney’in pırıltılı dünyasından Alice’in yeraltı maceralarına kadar uzanan bu yolculuk, masalların nasıl evrildiğini, nasıl içimize işlediğini ve neden hala onlara ihtiyaç duyduğumuzu anlatıyor. Apartmanımızın bu katında bugün, mantık kapının dışında bırakılıyor; çünkü burada sadece gerçekler değil, hayaller de “bir varmış, bir yokmuş” diyerek hayat buluyor.
British Library’nin bu yeni sergisi, sadece vitrinlerin arkasındaki nesnelerden ibaret değil. Sergi tasarımı, ziyaretçiyi pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp masalın bir parçası haline getiriyor.
İnteraktif Trol Köprüsü: Köprünün altından geçerken neyle karşılaşacağınızı asla bilemezsiniz. Masalların o tekinsiz ama merak uyandıran atmosferi burada fiziksel bir karşılık buluyor.
Cadıların İksir Odası ve Üç Ayı’nın Kahvaltı Masası: Masalların en ikonik sahneleri, dokunulabilir ve hissedilebilir alanlarla yeniden kurgulanmış.
Cin Lambası ve Sihirli Nesneler: Binbir Gece Masalları’ndan fırlayıp gelen o gizemli lamba, kütüphanenin devasa koleksiyonuyla birleşiyor.
Edebiyatın zirvesi olan cinsten orijinal el yazmaları, serginin entelektüel omurgasını oluşturuyor. Grimm Kardeşler’in kendi kaleminden dökülen notlar, Quentin Blake ve Eric Carle’ın eşsiz illüstrasyonları, masalların sadece birer çocuk oyuncağı olmadığını, derin bir kültürel miras olduğunu kanıtlıyor. Ayrıca tiyatro kuklaları ve pop-up kitaplar, anlatıcılığın görsel tarihindeki ustalığı gözler önüne seriyor.
Masalların modern çağdaki en büyük taşıyıcısı şüphesiz sinema. Kazan Dairesi’nde her zaman tartıştığımız o etki analizi burada Disney’in devasa katkısıyla şekilleniyor. Disney’in orijinal taslakları ve masalları popüler kültürün ayrılmaz bir parçası haline getiren vizyonu, serginin önemli bir durağı. Masalların ekrandaki o ışıltılı dönüşümü, teknik detayların ötesinde bir duygu yoğunluğuyla ziyaretçilere sunuluyor.






