
Londra’nın güneyinde, küçük bir stüdyo dairenin içinde zamanın katman katman donduğuna şahitlik ediyoruz. Ressam Rod Kitson, yaklaşık yedi yıldır devam eden, ancak son bir yıldır hiç ara vermediği sıra dışı bir projenin tam ortasında: Kendi dairesinin birebir boyutlarında, her gün birer karelik dilimler halinde yağlı boya kopyasını çıkarıyor. Bu, bir duvarı boyamak ya da evi dekore etmek değil; evin ruhunu, ışığını ve dağınıklığını tuval üzerine nakşederek adeta fiziksel bir görsel günlük tutma eylemi.
Kitson’ın bu akıl almaz disiplini, her gün tam olarak bir metrekarelik bir alanı boyamak üzerine kurulu. Sanatçı, elindeki kare vizörle evinin bir köşesini hedef alıyor ve o günkü ruh halini, ışığı ve atmosferi o küçük parçaya sığdırıyor. Sonuçta ortaya çıkan devasa yapboz, David Hockney’nin meşhur foto-kolajlarını andırsa da, Kitson için bu süreç çok daha dürüst bir parçalanmışlığı temsil ediyor. Çünkü ev her gün aynı kalmıyor; bir gün bir köşede duran laptop kablosu, ertesi gün başka bir yere düşüyor ve ressam bu glitchleri gizlemek yerine olduğu gibi kabul edip resmediyor.
Projenin arkasındaki asıl ilham kaynağı, sanılanın aksine Hockney değil, müzisyen Brian Eno. Kitson, 2018 yılında yaşadığı yaratıcı tıkanıklığı, Eno’nun radyoda duyduğu “Hiçbir şeye sahip olmamaktansa, herhangi bir şeye sahip olmak iyidir” sözüyle aşmış. Eno’nun bahsettiği “accretion” kavramı, Kitson’ın sanatının temelini oluşturuyor. Küçük parçaların birikerek kendi yerçekimini ve momentumunu yaratması, sanatçıyı her sabah ilham beklemek yerine fırçanın başına geçmeye zorluyor. Kitson, “İlhamı bekleseydim muhtemelen 300 parça yerine sadece 50 resim yapabilirdim,” diyerek bu rutinin gücünü vurguluyor.
Sanatçının favori parçaları ise oldukça sıradan ama büyüleyici detaylarda gizli: Fokurdayan bir çaydanlık, mutfaktaki bıçak mıknatısı ya da bir pedal bir çöp kovası. Kitson’ın bu sıradan anları resmettiği videoları, TikTok ve Instagram gibi platformlarda milyonlarca izlenmeye ulaştı. İnsanların hiç tanımadıkları bir adamın radyatör köşesini boyamasını bu denli ilgiyle izlemesi, modern insanın gündelik hayattaki o küçük, huzurlu detaylara duyduğu özlemi kanıtlar nitelikte. Proje ilerledikçe bu çalışma sadece bir dairenin kopyası olmaktan çıkıp, Kitson’ın kişisel tarihinin, televizyonda izlediği snooker maçlarının veya tezgahtaki pizza hamurunun belgelendiği bir otoporta dönüşüyor.
Şu an itibarıyla 400 günden fazladır her gün boyamaya devam eden Rod Kitson, önümüzdeki yıl boyunca yaklaşık 500 kare daha ekleyerek dairenin tamamını bitirmeyi hedefliyor. Peki, bu devasa yaşam alanı replikası tamamlandığında ne yapacak? Kitson’ın cevabı, projenin kendisi kadar dramatik ve ironik: “Tamamlanmasını kutlamak için evden taşınacağım.” Sanatçı, yaşadığı yeri bir sanat eserine dönüştürüp onu sonsuza dek sabitledikten sonra, yeni bir başlangıç için gerçek mekânı terk etmeye hazırlanıyor.






