Berlin’in Rüya Dehlizlerinde Bir Gezinti: Minami Kobayashi ve ‘Half Waking’

TowerBerlinSokak2 gün önce18 Tıklanmalar

Bazı anlar vardır; gözünüzü yeni açmışsınızdır ama rüyanın kokusu hâlâ odadadır. Zihniniz henüz dünyanın katı gerçekliğine çarpmamış, formlar hala akışkan, renkler ise birer hatıra kadar uçucudur. Berlin’in sanat damarlarından biri olan Kurfürstenstraße’de konumlanan Tanya Leighton, bizleri tam da bu eşikte durmaya davet ediyor. Minami Kobayashi’nin “Half Waking” (Yarı Uyanık) başlıklı sergisi, 14 Şubat’ta kapılarını açarken, no-26 okurlarını şehrin yeraltı enerjisinden bir anlığına koparıp, kişisel bir melankolinin zarif fırça darbeleri arasına bırakacak.

Apartmanımızın bu katında, Berlin’in o meşhur beton grisi, Kobayashi’nin tuvalinde yumuşayarak bir sis perdesine dönüşüyor. 13 Şubat akşamı yapılacak ön gösterimle başlayacak olan bu yolculuk, sadece bir sergi gezisi değil, aynı zamanda kendimize dair unuttuğumuz o “ara anlara” bir dönüş bileti niteliğinde. Eğer siz de Berlin’in kaotik güzelliğinde, uyanmakla uyanmamak arasında kalan o büyülü boşluğu özlediyseniz, asansörümüzün bu duraklaması tam size göre.

Berlin Katı: Kurfürstenstraße’nin Sanat Labirenti

Tanya Leighton, kurulduğu 2008 yılından bu yana Berlin sanat sahnesinin en “sezgisel” duraklarından biri oldu. Kurfürstenstraße 24/25 adresindeki galeri alanı, hem yükselen yeteneklere ev sahipliği yapıyor hem de marjinal figürleri çağdaş söylemin merkezine taşıyor. Kobayashi’nin sergisi, galerinin bu “yeniden bağlamlandırma” misyonuyla kusursuz bir uyum içinde.

‘Half Waking’: Formların ve Duyguların Geçirgenliği

Minami Kobayashi’nin sanat pratiği, izleyiciyi bir röntgenci gibi değil, bir sırdaş gibi kurgunun içine çeker. Serginin ismi olan “Half Waking”, eserlerin içeriğine dair en büyük ipucunu veriyor:

  • Görsel Dil: Kobayashi’nin figürleri, sanki bir sabah mahmurluğunun içinde çözülüyor gibidir. Keskin hatların yerini alan yumuşak geçişler, Berlin’in kış güneşinin odalara düşme biçimini anımsatıyor.

  • Mekân ve Hafıza: Eserlerdeki iç mekân kurguları, sanatçının hem Los Angeles hem de Berlin arasındaki o “yurtsuzluk” veya “çok yurtluluk” hissini, yani apartmanımızın o meşhur göçebe ruhunu yansıtıyor.

  • Duygu Atlası: Sergi, teknik bir beceri gösterisinden ziyade, bir duygu durum analizi. Apartmanımızın kazan dairesindeki o yoğun basınçtan sonra, bu katta derin bir nefes almak mümkün.

Kazan Dairesi ve Çatı Katı Etkisi

Kobayashi’nin tuvalindeki bu “yarı uyanıklık” hali, aslında bir sinema filminin slow-motion sahnesi kadar etkileyici. Kazan Dairesi’nde sıkça tartıştığımız o “duygu ve etki analizi” burada piksellerle değil, pigmentlerle yapılıyor. Eğer bu sergi bir kitap olsaydı, Çatı Katı’ndaki kütüphanemizde muhtemelen Virginia Woolf’un bilinç akışı teknikleriyle yazdığı bir romanın yanına yerleşirdi.

“Uyanıklık sadece bir durum değil, gerçeğin üzerine çekilen ince bir tül gibidir. Kobayashi, o tülü kaldırmak yerine, bize tülün üzerindeki desenleri izletmeyi tercih ediyor.”

Sergi Tarihleri: 14 Şubat – 11 April 2026

Ön Gösterim: 13 Şubat Cuma, 18:00 – 20:00

Konum: Kurfürstenstraße 24/25, 10785 Berlin

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3