Neues Museum, 23 Kasım 2025 tarihine kadar zamanın anlamı, ölümlülük ve geçmişle bugün arasındaki bağ üzerine bir diyalog sunan “Dioscuri – The Given Day” adlı özel sergiye ev sahipliği yapıyor. Sergi, merdiven holünde modern bir sanat eserini antik bir mekânla birleştirerek, ölümle yaşam arasında sonsuza kadar gidip gelen Dioskuroi mitine yeni bir yorum getiriyor.
Mitin Öyküsü
Güzel kraliçe kızı Leda’nın iki farklı babadan olan ikiz oğulları Kastor ve Polydeukes, Dioskuroi olarak bilinir. Ölümlü Kastor, bir kavgada öldürüldüğünde, ölümsüz olan Polydeukes, Zeus’tan kendi ölümsüzlüğünü almasını ister. İkizlerin ölümden bile daha güçlü olan sevgisinden etkilenen Zeus, Polydeukes’e ya sonsuza dek genç kalmayı ya da bir gününü kardeşiyle birlikte yeraltı dünyası Hades’te, bir gününü ise Olimpos’ta tanrılarla geçirmeyi seçme şansı verir. Polydeukes, kardeşine olan aşkından dolayı ölümlülüğü seçer ve o andan itibaren iki kardeş her gün ölüm ve yaşam arasında gidip gelmeye başlar.
Sanat Eseri ve Diyalog
Alman-İngiliz sanatçı Michael Müller‘in bu mit üzerine kurguladığı büyük ölçekli eseri “The Given Day”, ikizlerin dünyalar arasında her 24 saatte bir yaptığı yolculuğu görsel olarak çarpıcı bir şekilde yakalıyor. Sanatçı, eserin her bölümünü sadece günün veya gecenin o saatinde resmetmiş, böylece kendi kendine de bu tekrarlayan yolculuğu deneyimlemiştir.
Bu anıtsal eserin sunum yeri de rastgele seçilmemiştir. Bir zamanlar Neues Museum’un merdiven holünde, atlarını ehlileştiren ikizlerin heykelleri duruyordu. Bu heykeller, savaşta tahrip olan merdiven holü gibi yok olmuştur. 80 yıl sonra, modern bir uyarlama ile bu mimari parçanın tarihi yeniden canlandırılıyor.