
Arka arkaya hızla şarkılarını yayınlayan ve kısa sürede dinleyiciler tarafından benimsenerek birçok şarkısı trendlere giren Ankara Echoes’un yola çıkış hikayesini ve gelecek planlarını Mertkan Erkan ile konuştuk…
-Konserinizde yolculuğunuzun temellerinin çok uzun zamana yayıldığını anlatmıştınız ancak tekrar dinlemek isteriz. Hikayesi kısa sürede, hızla büyüyen Ankara Echoes ekibi nasıl bir araya geldi?
Aslında kısa sürede büyüyen bir hikaye gibi görünse de temeli çok uzun zamana yayılıyor. Hepimiz farklı dönemlerde müziğin içinde, sahnede, sokakta, stüdyoda bir şeyler üreten insanlardık. Ankara Echoes bir “toplanma” değil, bir “çekim” aslında. Aynı duyguyu taşıyan insanlar zamanla birbirini buldu. O yüzden bu proje bir anda kurulmadı, zaten vardı—biz sadece adını koyduk.
-Ankara Echoes’in bir kişiyle özdeşleşmeyen bir yapısı var. Hepinizin sahne boyunca etkili ve öne çıkan rolleri var. Bunu kusursuz bir şekilde nasıl başarıyorsunuz?
Çünkü biz en başından beri bir “grup” değil, bir kolektifiz. Herkesin sahnede bir alanı var ve bu alanlar çakışmak yerine birbirini tamamlıyor. Ego değil müzik konuşunca, herkes doğru yerde duruyor. Bu da sahnede doğal bir denge yaratıyor.
-İsminizde Ankara’nın geçmesi başta bir risk gibi görünse de bugün bir kimliğe dönüşmüş durumda. Sizce Ankara Echoes’u Ankara yapan şey tam olarak ne?
Ankara bir şehirden çok bir ruh hali. Biraz sert, biraz mesafeli ama içten içe çok duygusal. Bizim müziğimizde de bu var. Fazla süs yok, fazla gösteriş yok ama derinlik var. Ankara Echoes’u Ankara yapan şey; o samimiyet, o gri tonların içindeki sıcaklık.
-Sık üretim yapan bir ekipsiniz. Müziğini yaparken en çok nelerden besleniyorsunuz ya da üretkenliğinizi neler artırıyor?
Hayatın kendisinden. Sokaktan, eski kasetlerden, çocukluğumuzdan, kaybettiklerimizden, özlediklerimizden… Bir de çok dinliyoruz. Sadece müzik değil; insanları, hikayeleri, sessizlikleri bile dinliyoruz. Üretkenliği artıran şey de bu: açık olmak.
-Bu üretim temposunu korurken ileride kendinizi tekrar etmeme konusunda nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorsunuz?
Bizim için önemli olan formül değil, his. Aynı şeyi tekrar etmemek için zorlamıyoruz kendimizi. Zaten gerçekten hissettiğin şeyi yaparsan tekrar etmezsin. Her şarkı başka bir ruh halinin ürünü.
-Arka arkaya şarkılarınızı hızla yayınlamaya başladıktan sonra ilk ne zaman “bu proje büyüyecek” diye hissettiniz ya da kırılma anı ne oldu sizce?
Aslında tek bir an yok. Ama şarkıların bizden çıkıp insanlara ait olmaya başladığı an… Arabada çaldığını, birinin hikayesine karıştığını gördüğümüz an. O zaman dedik ki bu iş büyüyor.
-Şarkılar bir anda dilden dile dolaşmaya, arabalarda çalmaya, sosyal medyada akım olmaya başladı. Konserleriniz dolu dolu geçiyor. Dinleyiciyi bu kadar kısa sürede yakalamayı bekliyor muydunuz?
Açıkçası böyle bir hız beklemiyorduk. Ama samimi bir şey yaptığımızı biliyorduk. İnsanlar samimiyeti çok hızlı anlıyor. Biz de buna şahit olduk.
-İnsanların projenizi ilk başta bir yapay zekâ müzik projesi sanması sizi şaşırttı mı? Sosyal medyada ‘yapay zeka ile yaptıkları anlaşılınca alelacele konser vermeye başladılar’ gibi komik yorumlar vardı çünkü.
Biraz şaşırttı ama aynı zamanda komikti. Çünkü aslında tam tersi—çok insani bir yerden çıkıyor bu müzik. Yapay zekayı sadece bir araç olarak kullanıyoruz. Ama duyguyu, hikayeyi, kararı veren hâlâ insan.
-Yapay zekâyı prodüksiyon sürecinde bir araç olarak kullandığınızı söylüyorsunuz. Ancak bu konuda müzik sektöründe de sürekli farklı sesler yükseliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Yapay zeka bir enstrüman gibi. Doğru kullanırsan seni ileri taşır, yanlış kullanırsan seni yok eder. Biz onu bir kısayol değil, bir destek olarak görüyoruz. Müzik hâlâ insanın içinden çıkmalı.
-Bu konuda yakın zamanda mağdur oldunuz ve şarkılarınız bir anda silindi. Süreç nasıl gelişti? Bunun önüne geçmek için neler yapacaksınız ilerleyen süreçte?
Bu süreç bizim için oldukça sarsıcıydı. Hiçbir geçerli belge ya da açık bir durum olmadan bir anda içeriklerimizin kaldırılması ciddi bir mağduriyet yarattı. Ama aynı zamanda bize şunu gösterdi: sistemler geçici, dinleyici kalıcı.
-Silinmelerin ardından Youtube’a yüklediğiniz videolar kısa sürede trendlere girdi. Dinleyiciler sizi o kadar benimsemiş ki, desteklerini gösterdiler. Ne dersiniz bu konuda?
Bu tamamen dinleyicinin sahiplenmesi. Biz sadece şarkı yaptık ama onlar bunu büyüttü. Bu destek bizim için çok kıymetli.
-Şu an en çok sizi ne heyecanlandırıyor? Yeni konserler mi yoksa henüz yayınlanmamış şarkılar mı?
Sahne. Canlı performans. İnsanlarla aynı anda aynı şeyi hissetmek. Bir de henüz çıkmamış şarkılar var—onlar da ayrı bir heyecan.
-2026’nın geri kalanında Ankara Echoes’da hangi gelişmeler olacak, dinleyicileri neler bekliyor?
Daha fazla konser, daha fazla üretim ve daha büyük bir kolektif. Ankara Echoes büyümeye devam edecek ama özünü kaybetmeden. Dinleyiciyi de bu yolculuğun bir parçası yaparak.






