Andrew Moncrief ve Sebastian Neeb “The Wink & Nudge” Sergisi

TowerLondraSokak4 dakika önce3 Tıklanmalar

Takvimler baharı müjdelerken, Londra sanat dünyası Nisan başında Saatchi Gallery’de gerçekleşecek oldukça oyuncu ama bir o kadar da eleştirel bir buluşmaya hazırlanıyor. BEERS London, Kanadalı ressam Andrew Moncrief ve Alman heykeltıraş Sebastian Neeb’i “The Wink & Nudge” başlığı altında bir araya getirerek, anlamın, materyalin ve sanatın nasıl davranması gerektiğinin sınırlarını zorluyor. 2 Nisan’da başlayacak olan bu sergi, izleyiciyi sanatın ağırbaşlı kapılarından içeri alıp, kulağına şık bir şaka fısıldıyor.

Berlin merkezli ressam Andrew Moncrief, figüratif resme içeriden dışarıya bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Onun tuvallerindeki figürler, bildiğimiz anlamda birer bedenden ziyade, etten, kemikten ve bazen de gülünç olana meyleden birer kalıntı gibi duruyor. Francis Bacon veya Jenny Saville gibi devlerin yankılarını hissettiğiniz bu sahnelerde, sanatçı özneyi sahneden çekmiş ve geriye sadece sürecin ipuçlarını bırakmış gibi görünüyor. Moncrief bize bitmiş bir üründen ziyade, ham maddeyi ve yan notları sunarak bizi bir “anti-portre” evrenine davet ediyor. Bu, izleyicinin boşlukları kendi zihninde doldurmasını gerektiren, her bakışta sonsuz okumaya açık bir resimsel arena.

Heykel tarafında ise Sebastian Neeb, benzer bir atık ve saçmalık meşguliyetiyle karşımıza çıkıyor. Neeb’in dünyasında kahramanlar; ana karakterler değil, hikâyenin kenara itilmiş, tuhaf, grotesk ve hatta biraz garip figürleridir. Sanatçının mobil heykelcikleri, Mark Twain’in “mizah kurtarıcı bir şeydir” sözünü doğrularcasına, hem baştan çıkarıcı hem de huzursuz edici bir denge kuruyor. Neeb, adeta bir Kurt Vonnegut romanından fırlamışçasına, dışlanmış karakterler için hayali ödüller ve atılmış figürler için anıtsal totemler inşa ediyor. Onun eserleri, gösteri ve ödül üzerine kurulu modern toplumla sessizce (ya da bazen bağıra bağıra) alay eden birer parodi niteliğinde.

Belki de bu iki sanatçının ortak paydası, freklerin ve meraklıların tarihsel sığınağı olan Berlin’de yaşıyor olmalarıdır. Franz Von Suppe’nin meşhur “Sen delisin çocuğum, Berlin’e gitmelisin!” sözünü hatırlatırcasına, bu iki isim sanatın o sözde yüksek formlarını içeriden bir farkındalıkla parçalıyor. Sanatın giderek görsel bir bombardımana ve tekrarın hissizliğine hapsolduğu günümüzde, Moncrief ve Neeb temiz cevaplar vermeyi reddediyor. Onlar için sanat, kesin bir sonuçtan ziyade; kırılganlığı, istikrarsızlığı ve dissonansı koruyan bir metodoloji.

Serginin adındaki “göz kırpma ve dirsek atma” eylemi, aslında bu sanatçıların yöntemi: Bir ayağı sanat tarihinin disiplininde, diğeri ise bu disiplini sarsan bir hicivde. “The Wink & Nudge”, bizi kurulumunu kaçırdığımız ama sonundaki o operatik kahkahaya ortak olduğumuz büyük bir şakaya davet ediyor. Bu sergi, 6 Mayıs’a kadar Duke of York’s HQ’da izlenebilir; ancak dikkat edin, o göz kırpan kişi siz de olabilirsiniz.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3