Tüketilen Şehirler, Görülen Mekânlar: “sight·seeing”

TowerSokakBerlin2 saat önce19 Tıklanmalar

Bir şehre turist gibi bakmakla onu gerçekten görmek arasında dağlar kadar fark var; ilkinde sadece tüketirsiniz, ikincisinde ise o şehrin ruhuna ve çatlaklarına sızarsınız. Berlin’deki Galerie im Tempelhof Museum, tam da bu iki eylem arasındaki keskin ayrımı sorgulayan bir sergiye ev sahipliği yapıyor: sight·seeing. Başlıktaki o küçük orta nokta, seyre dalmakla körlemesine tüketmek arasındaki mesafeyi açıkça ortaya koyuyor. Frauenmuseum Berlin’in ev sahipliğinde, Kammerspiel dizisinin bir parçası olarak sunulan bu buluşmada Beate Spitzmüller ve Judith Brunner, bizi bir kenti ikinci kez, bu defa çok daha dürüst ve karmaşık bir gözle keşfetmeye çağırıyor.

Salonun bir tarafında Judith Brunner’in şehre bütünüyle soyutlamanın merceğinden baktığı işler yer alıyor. Sanatçı, Gates ve Moves adını verdiği serilerinde köprüleri, eşikleri, yani o geçiş, kalkış ve varış anlarının yarattığı geçici hissi inceliyor. Akrilik, yağlıboya, bronz ve yanar döner pigmentleri bir araya getirerek katı kentsel yapıları yoğun birer enerji kümesine dönüştürüyor. Geniş, içten gelen jestsel renk yüzeyleri ile sert geometrik çizgiler yan yana geldiğinde, o her gün yürüdüğümüz güvenli binaların içindeki kırılma noktalarını görebiliyorsunuz. Burada şehir, kararlılıkla çözülme arasında gidip gelen, sürekli sallantıda bir metafor gibi işliyor.

Diğer tarafta ise Beate Spitzmüller, fotoğraf ve filmin sınırlarını flulaştıran deneysel bir dil kuruyor. İzlanda’dan Johannesburg’a, oradan Frankfurt am Main’e uzanan, ağırlıklı olarak siyah-beyaz görüntüler, analog ve dijital müdahalelerle tamamen başkalaştırılmış. Uygulanan solarizasyonlar, üst üste bindirmeler ve kasıtlı olarak bırakılan bozulmalar, o bildiğimiz devasa manzaraları hem geçirgen hem de oyuncak birer model gibi kırılgan kılıyor. Bu durağan kareleri, çizgilerin sürekli hareket ettiği, ritimlerin kaydığı karakalem çizimlerden oluşan bir film tamamlıyor.

Metindeki küçük bir tarih karmaşası Eylül ayına işaret etse de serginin resmi takvimi kapıların 5 Temmuz 2026 tarihine kadar açık olduğunu gösteriyor. Tempelhof’un o kendine has atmosferinde, her gün önünden geçip gittiğimiz sokaklara bir kez daha ama bu kez tüm ezberlerimizi bozarak bakmak için sakin bir gün ayrılabilir.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3