
Kadıköy’ün o endüstriyel endamıyla şehre nefes aldıran kültür vahası Müze Gazhane’nin koridorlarındayız. Dün kapılarını açan ve yaz sonuna kadar, yani 31 Ağustos 2026 tarihine kadar sürecek olan çarpıcı bir grup sergisi, bizi konforlu ve insan merkezli kentsel kabuğumuzdan çıkarıp şu can alıcı soruyla yüzleştiriyor: “Bu şehir sadece bize mi ait?” Küratörlüğünü Hicran Aksöz’ün üstlendiği “Barı-n/m-ak” sergisi, güncel sanatın o ezber bozan dili aracılığıyla hayvan haklarını, kentte birlikte var olma pratiğini ve modern dünyanın görünmez tecrit alanlarını masaya yatırıyor.
Sergiyi daha ilk adımda güçlü kılan unsur, başlığındaki o sarsıcı tipografik müdahale. “Barınak” ve “Barınmak” kelimelerini aralarına tireler ve boşluklar koyarak parçalayan sergi, dile yapılan bu yapı sökümle zihnimizde yepyeni algı pencereleri açıyor. Eksik ya da fazla bırakılan o harfler, sokaktaki dostlarımızın bir türlü tamamlanamayan yuvalarını ve insanın bu eksikliği gidermekteki tarihsel sorumluluğunu ima ediyor. Sergi bizi şu soruların tam ortasına fırlatıyor: Barınma hakkı sadece tapusu olanlara mı aittir? Hayvanlar için inşa ettiğimiz o barınaklar birer şefkat sığınağı mıdır, yoksa onları gözümüzün önünden uzaklaştırıp vicdanımızı rahatlattığımız modern tecrit kampları mı?
Hicran Aksöz’ün titiz küratörlüğünde bir araya gelen 27 çağdaş sanatçı, bu sorulara kendi estetik dilleriyle dürüst yanıtlar arıyor. Ozan Atalan, Vahap Avşar, Beyza Boynudelik, Erkut Terliksiz, Cansu Yıldıran ve Baysan Yüksel gibi sahnenin güçlü isimlerinin yer aldığı seçkide, bazı sanatçılar tamamen bu temaya özel yeni işler üretirken, bazıları ise mevcut üretimleriyle bu kolektif çığlığa ortak oluyor. Müze Gazhane’nin P Salonu’na yayılan bu yerleştirmeler, desenler ve videolar, insanın doğayı ve kenti kendi bencil ihtiyaçlarına göre nasıl acımasızca şekillendirdiğini, diğer türlerin yaşam alanlarını nasıl gasp ettiğini estetik birer delil gibi önümüze koyuyor.
Ancak bu projeyi sadece entelektüel bir tartışma alanı ya da steril bir galeri şovu olmaktan çıkaran çok daha somut, organik bir damarı var. “Barı-n/m-ak”, kelimenin tam anlamıyla bir sosyal sorumluluk ve aktif dayanışma modeli olarak kurgulanmış. Sergi süreci tamamlandığında, katılımcı sanatçılar kendi inisiyatifleriyle eserlerini koleksiyonerlerle buluşturacak. Bu sanatsal buluşmalardan elde edilecek tüm mali destek ise doğrudan Beşiktaş Belediyesi Barınakları ile Angels Farm’ın acil ihtiyaç listelerindeki mama, ilaç ve tıbbi malzemelerin temin edilmesinde kullanılacak. Yani tuvaldeki felsefi acı, sokaktaki cana somut bir merhem olarak geri dönecek.
Yaz boyunca Müze Gazhane’de sadece eserler sergilenmeyecek; proje kapsamında düzenlenecek sanatçı söyleşileriyle izleyiciler mutfağın arkasındaki yaratım süreçlerine ortak olabilecek. Ayrıca hem çocuklar hem de yetişkinler için kurgulanan hayvan hakları temalı sanat atölyeleri, bu farkındalığı kuşaklar arası bir köprüye dönüştürecek. Pazartesi günleri hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında tamamen ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek bu sergi, beton blokların arasına sıkışmış vicdanlarımızı tazelemek için harika bir yüzleşme alanı.






