
Beyoğlu Tünel Meydanı’nın o muazzam, Tarihi Yarımada’yı kucaklayan yapısı Metrohan’ın pencerelerinden Haliç’in karşı yakasına doğru bakıyoruz. Dün kapılarını açan ve 20 Eylül 2026’ya kadar sürecek olan “Bir Yaka, İki Hikâye: Süleymaniye ve Zeyrek, Dünya Mirası Alanlarında Yaşam” sergisi, tam da baktığımız bu iki kadim coğrafyanın zamana direnen ahşap hafızasını masaya yatırıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü ortaklığında açılan sergi, sıradan bir arşiv gösterimi olmanın çok ötesinde; şehrin kalbinde yükselen iki ikonik mahallenin yarım asırlık belgeleme serüvenini yaşayan miras kavramı üzerinden yeniden kurguluyor.
Bugün modern kentsel morfoloji ve aradan geçen yollar yüzünden birbirine tamamen yabancı iki ayrı bölge gibi algılanan Süleymaniye ve Zeyrek, aslında İstanbul’un çok katmanlı kimliğinin ayrılmaz birer ikizi. 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmelerine vesile olan o meşhur geleneksel ahşap konut dokusu, bu sergide disiplinlerarası bir neşterle inceleniyor. İşin mutfağında ise kökleri 1977-1981 yılları arasında Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Darmstadt, Karlsruhe, Tübingen üniversiteleri ve İTÜ öğrencileriyle birlikte Zeyrek sokaklarında gerçekleştirdiği o öncü saha çalışmalarına kadar uzanan devasa bir akademik emek saklı.
Türkçe, Almanca ve İngilizce olmak üzere üç dilli bir kürasyonla hazırlanan sergi, ziyaretçilerini Metrohan’ın üçüncü katında beş farklı katmandan oluşan derinlikli bir yolculuğa çıkarıyor:
Kentsel Doku Analizleri: Araştırmacıların ses ve video kayıtlarıyla zenginleştirilmiş, sokakların nasıl dönüştüğünü gösteren bilimsel haritalamalar.
Gündelik Yaşamın İzleri: Sadece binaları değil, o evlerin pencerelerinden sokağa taşan, mahalle kültürünü var eden insanın çıplak hikâyeleri.
Titiz Rölöveler ve Maketler: Ahşap yapıların mimari anatomisini zamansızlaştıran milimetrik çizimler.
1:1 Ölçekli Detaylar: İstanbul ahşap mimarisinin el işçiliğini, dokusunu ve malzeme karakterini doğrudan hissettiren devasa maket kesitleri.
“Mirastan Öğrenme” Arşivi: Geçmişin yapım tekniklerinin bugünün sürdürülebilir mimarisine nasıl ilham verebileceğini gösteren teorik paneller.
İstanbul’un toplumsal belleğine ve akademik tarihine ışık tutan bu belgeler, Metrohan’daki gösteriminin ardından önümüzdeki dönemde Almanya’ya da taşınarak uluslararası kültür-sanat platformlarında küresel bir kitleyle buluşacak.
Tarih: 21 Mayıs – 20 Eylül 2026
Yer: Metrohan, 3. Kat (Tünel Meydanı, Beyoğlu)
Süleymaniye ve Zeyrek’in o dumanlı, ahşap kokulu geçmişini betonlaşan modern İstanbul’un göbeğinde, Metrohan’ın endüstriyel atmosferinde izlemek sarsıcı bir tezat yaratıyor. Sergi, binaları sadece korunması gereken donmuş birer anıt olarak değil, içinde hayatın akmaya devam ettiği yaşayan birer organizma olarak görmemiz gerektiğini hatırlatıyor.






