Açık Akademi Sinema Sohbetleri

TowerKazan Dairesiİstanbul25 dakika önce11 Tıklanmalar

Tepebaşı’nın o eski, hikâyeli sokaklarından Haliç’e doğru kafanızı uzattığınızda, İstanbul’un sadece o bildik manzarasını değil, bu kez sinemaya dair taze ve dinamik bir esintiyi de içinize çekiyorsunuz. İBB Miras’ın restorasyon dokunuşuyla yeniden ayağa kalkan bu tarihi alan, karşımıza sadece geçmişi sergileyen statik bir mekân olarak değil; genç sinemacıların, öğrencilerin ve sinefillerin mesken tutacağı yaşayan bir üretim üssü, yani İstanbul Sinema Ofisi olarak çıktı. Kapılarını açar açmaz başlayan etkinlik programı, şehirde sinema üretmeyi ve sinema üzerine derinlemesine konuşmayı özleyen herkes için tam bir sığınak niteliği taşıyor.

Yaklaşık iki bin metrekarelik bu devasa kullanım alanı; cep sinemasından kütüphanesine, amfisinden açık çalışma alanlarına kadar tam bir kolektif akıl stüdyosu gibi tasarlanmış. Ancak burası sadece kahvenizi alıp film izleyeceğiniz konforlu bir kültür merkezi değil; aynı zamanda İstanbul’u küresel bir film platosuna dönüştürmeyi kafaya koymuş, çekim izinlerini kolaylaştıran ve yerel sektörü uluslararası festivallerle bağlayan operasyonel bir mutfak. Yani bir tarafta bilgisayarında senaryosunu geliştiren bir sinema öğrencisi otururken, yan masada İstanbul sokaklarında çekilecek büyük bir prodüksiyonun lojistik planlaması yürütülebiliyor.

Ofisin “Açık Akademi” konseptiyle duyurduğu mayıs ayı takvimi ise sinemanın teorisiyle pratiğini tek bir potada eritiyor. Türk sinemasının en güçlü, en dürüst seslerinden Yeşim Ustaoğlu’nun sinemaseverlerle buluşacağı söyleşi ve Özcan Alper’in Burak Göral’ın konuğu olacağı “Sinema Sohbetleri”, yönetmen sinemasına meraklı olanlar için tam bir usta sınıfı niteliğinde. Eğer sinema tarihinin o kuralları yıkan, deli fiş dönemlerine meraklıysanız, Dr. Özge Erbek Kara’nın 1920’lerin avangard sinemasına odaklanacağı ufuk açıcı konuşma da ajandaya eklenmeli. Üstelik tüm bu atölye ve buluşmaların tamamen ücretsiz olması, sinema kültürünü elitist bir çemberden çıkarıp sokağın kalbine indiriyor.

Bunun da ötesinde, belgesel sinemamızın o büyük çınarı Suha Arın’ın kıymetli arşivine bu ofisin ev sahipliği yapması sergiye bambaşka bir saygınlık katıyor. “Suha Arın’ın İzinde” başlığıyla gösterilecek belgeseller ve ardından sinemacılarla yapılacak derinlemesine paneller, Türkiye’nin görsel belleğini nasıl inşa ettiğimizi hatırlamak adına harika bir fırsat. Yeşilçam’ın o eski, analog kokusunu içinize çekmek isterseniz de “Perdeden Önce: Erol Ağakay Mimeray Arşivi” sergisi sizi bekliyor. Kontenjanlar dolmadan detaylı programa göz atmak için ofisin sosyal medya hesaplarını takibe almakta fayda var.

İstanbul’un kendisi zaten her sokağı, her yüzü ve her gelgitiyle bitmek bilmeyen canlı bir film sahnesiyken; sizce Haliç’e bakan bu yeni ofis gibi kolektif alanlar, şehrin o eski sinema hafızasını ticari kaygılardan uzaklaştırıp yeniden bağımsız ve üretken kılmaya yetecek mi?

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3