
Bir nesne, alışık olduğumuz o tıkır tıkır işleyen işlevini yitirdiği anda neye dönüşür? Kapanmayan bir kapı, üzerine oturulmayan bir iskemle ya da içinden bir şey içilemeyen bir cam bardak… Artık o bir araç değil, sadece oradadır ve tüm çıplaklığıyla size bakmaktadır. Lisa Jahovic, Flowers Gallery’deki ikinci solo sergisi Soft Interruptions ile tam da bu kırılma anının, yani gündeliğin içine sızmış o sessiz sürrealizmin peşine düşüyor.
Jahovic’in çalışmaları her ne kadar kavramsal fotoğrafa dayansa da, izleyiciyi çok daha boyasal ve tekstürel bir dille karşılıyor. Dijital görüntünün o baş döndürücü hızına bir başkaldırı olarak, tüm eserlerini film üzerine çekip karanlık odada elle basıyor. Bu fiziksel süreç, sadece bir teknik tercih değil; aynı zamanda sanatçının bakışı yavaşlatma arzusunun bir yansıması.
Sanatçı, kendi dünyasını şu sözlerle tarif ediyor:
“Absürt olan, dramatik olmak zorunda değildir; o sadece yönelim bozucudur. Bakışı yavaşlatır ve seyirciye, içinde yaşadığı bu gündelik sistemlerin aslında nasıl işlediğini yeniden sordurtur.”
Soft Interruptions’da absürt, büyük bir patlama ya da abartı olarak değil; tanıdık olanı işlevsizleştiren sessiz bir baskı olarak karşımıza çıkıyor. Jahovic için sürrealizm, bu dünyadan kopuk apayrı bir evren değil; aksine zaten bu dünyanın içine gömülü olan ve sadece doğru bir ışıkla görünür kılınmayı bekleyen bir katman.
1985 doğumlu sanatçı, British Vogue’dan The Guardian’a kadar pek çok prestijli mecrada yer almış bir isim. Ancak Cork Street’teki bu sergi, onun pratiğinin en olgunlaşmış ve dingin ifadesi olarak nitelendiriliyor. Filmin kumlu dokusu, ışığın eşyalara vuruşu ve o hizasız duruşlar, izleyiciyi konfor alanından usulca çıkarıyor.
Photo London haftasıyla da örtüşen bu sergi, Jahovic için kariyerinin en parlak dönemlerinden birini simgeliyor. Mayıs ayı boyunca Londra rotasındaysanız, Mayfair’in kalbinde bu yumuşak kesintilere uğramanızı tavsiye ederim.






