
Photo London, on yıl boyunca Somerset House’un avlusunda kuruldu. Ziyaretçiler Thames’e bakan taş cephenin önünde kuyruğa girdi, biletlerini okuttu ve içerideki fotoğrafların arasında kayboldu. O konum, artık fuarın kimliğinin ayrılmaz bir parçasıydı; tarihi bir binada dönemin en keskin görsellerine bakmak, hem biçimsel hem de içeriksel bir gerilim yaratıyordu.
Ancak bu yıl Photo London taşındı. On birinci edisyonun yeni adresi artık Kensington’daki Olympia. Bu, sadece bir mekân değişikliği değil; fuar, ikinci on yılına girişini bu radikal kararla kutluyor. Heatherwick Studio ve SPPARC ortak tasarımıyla 1,3 milyar sterlinlik bir yeniden yapılanma sürecinden geçen on dört dönümlük bu alan; tiyatrolar, müzik mekânları, oteller ve kamusal alanlarla yeniden şekilleniyor. Photo London da tam olarak bu dönüşümün merkezine yerleşmeyi seçti.
Neden Olympia, Neden Şimdi? Direktör Sophie Parker’ın bu konudaki açıklaması oldukça net: “Bu taşınma, bize her şeyi genişletme özgürlüğü verdi. Discovery, Positions ve Publishing bölümleri artık her zamankinden daha büyük.” Ancak mesele sadece fiziksel büyüklük değil. Olympia; V&A, Design Museum ve Serpentine’e yürüme mesafesinde olmasının yanı sıra Heathrow’a da doğrudan ulaşım imkânı sağlıyor. Bu stratejik konum, fuarın uluslararası koleksiyoner ve küratör trafiğini yakalamasını da büyük ölçüde kolaylaştırıyor.
Yeni mekân çok daha fazlasını da mümkün kıldı. Bu yıl ilk kez bir film gösterim odası (screening room) kuruldu; bu, fotoğrafın hareketli görüntüyle kurduğu yakın ilişkiyi başlı başına bir programa dönüştüren önemli bir adım. Koridorlar daha geniş, sergi alanları daha derin ve söyleşiler için ayrılan mekânlar daha büyük. Bazı fuarlarda alan darlığı programı küçültürken, burada tam tersi bir durum geçerli.
Bu Yılın Odak Noktaları
Steven Meisel — Ana Sahne Bu yılın ‘Master of Photography’ unvanı Steven Meisel’a verildi (2025 edisyonunda bu ödül kimseye verilmemişti). Meisel, kamuoyuna pek çıkmayan ve eserlerini nadiren sergileyen bir isim. Sayısız Vogue kapağının ardındaki bu adam, genellikle kendi işlerinin önüne geçmeyi pek tercih etmiyor. Bu sergiyi bu denli nadide kılan da tam olarak bu özellik.
Sergide, Meisel’in ilk profesyonel görevlerinden kalan Londra portreleri sunulacak: Bella Freud, Plum Sykes ve Isabella Blow. Moda tarihinin en kritik isimlerinden üçü, henüz bugünkü kimliğini kazanmamış genç bir fotoğrafçının objektifinin karşısına geçiyor. Bu fotoğrafları bugün görmek, tarihe adeta bir zaman tünelinden bakmak anlamına geliyor.
Autograph — We Are The Ones We Have Been Waiting For Londra merkezli Autograph galerisinin derlediği bu grup sergisi, son kırk yılda görsel arşivi yeniden şekillendiren kadın ve non-binary (ikili cinsiyet sistemine dahil olmayan) sanatçılara odaklanıyor. Bindi Vora’nın küratörlüğünü üstlendiği sergide Zanele Muholi, Carrie Mae Weems, Ingrid Pollard ve Joy Gregory gibi önemli isimler yer alıyor.
Muholi, fotoğraf dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olan Hasselblad Ödülü’nü bu yıl kazandı. Sanatçının Güney Afrika’daki siyah LGBTQİ+ topluluklarını belgelemek üzerine kurduğu pratiği, hem bir sanat arşivi hem de bir direniş eylemi olarak işliyor; yani kendi deyimiyle bu bir “görsel aktivizm”. Tüm bu usta isimleri tek bir sergide bir arada görmek için aslında başka hiçbir gerekçeye ihtiyaç yok.
Source — Yeni Bölüm, Marjinal Sesler Fotoğraf uzmanı Tristan Lund’un küratörlüğünde hayata geçirilen Source bölümü, fuar boyunca devam eden bir izlek olarak tasarlanmış. Bu bölümün odak noktasında dışlanmış sanatçılar ve risk alan sanatsal yaklaşımlar var. Alfredo Jaar’ın Life dergisindeki Afrika temsilini sorgulayan serisi ve Wu Chia-Yun’un Tayvan kimliğini araştıran fotoğrafları, bu bölümün en çok öne çıkan işleri arasında.
Discovery — Charlotte Jansen Küratörlüğünde Discovery bölümü her yıl olduğu gibi fuarın en can alıcı kısmı olarak öne çıkıyor. Eleştirmen Charlotte Jansen, yükselen yetenekleri ve deneysel pratikleri bu alanda bir araya getiriyor. Üstelik bu yıl, Güney Asyalı fotoğrafçılara odaklanan oldukça güçlü bir program da mevcut.
Positions — Galerisiz Sanatçılar İçin Positions, bir galeri tarafından temsil edilmeyen bağımsız sanatçılara uluslararası bir koleksiyoner ve küratör kitlesiyle buluşma imkânı tanıyan, Photo London’ın yapısal anlamda aldığı en özgün kararlardan biri. Bu alan, fuarın Olympia’ya taşınmasıyla birlikte daha da genişledi. Bu tür platformların var olmadığı dönemlerde fotoğrafçılığın ne kadar zorlu bir kariyer yolu olduğunu düşünürsek; bu bölüm oyunun kurallarını tamamen değiştiriyor.
Galeri Kadrosu: Küresel Bir Liste Fuara geri dönen galeriler arasında Londra’dan Curatorial, Tokyo’dan Akio Nagasawa ve Paris’ten FishEye yer alıyor. İlk kez katılanlar arasında ise 25. kuruluş yılını kutlayan Yeni Delhi merkezli Photo Ink öne çıkıyor. Hindistan ve Afrika’dan gelen yeni katılımcılar, bu yılki edisyonun coğrafi haritasını kayda değer bir biçimde genişletiyor.






