Anahita Sadighi Gallery’de Let Us Believe in the Dawn of Spring Sergisi

TowerSokakBerlin5 gün önce23 Tıklanmalar

Berlin’in Charlottenburg semtinde, baharın taze kokularını takip ederek Schlüterstraße’ye, Anahita Sadighi Gallery’ye giriyoruz. Nevruz’un enerjisi ve bahar ekinoksuyla eş zamanlı olarak açılan “Let Us Believe in the Dawn of Spring” (Bırakalım Baharın Şafağına İnanalım), antik gelenekleri modern sanatın merceğinden geçiren çok duyulu bir deneyim sunuyor.

Altı sanatçının eserlerinden oluşan bu seçki, 25 Nisan 2026 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Sergi, sadece bir görsel şölen değil; aynı zamanda tadıyla, kokusuyla ve dokusuyla mümkün olanın içinde ikamet etme daveti.

Haft-Sin Ritüelinin Yeniden Doğuşu

İran kültüründe yeni yılı simgeleyen Haft-sin (yedi sembolik nesnenin sergilendiği sofra), bu serginin kalbinde yer alıyor. Ancak galeri sahibi Anahita Sadighi, bu geleneği evlerin mahremiyetinden çıkarıp kamusal bir sanat alanına taşırken kuralları baştan yazıyor.

  • Gaja Vicic’in Organik Ormanı: Genelde masanın üzerinde görmeye alıştığımız Haft-sin öğeleri, Vicic’in elinde galerinin zemininden fışkıran bir bahçeye dönüşüyor. Zambaklar, eğrelti otları ve yosunlar arasından parlayan kırmızı elmalar ve yeniden doğuşu simgeleyen taze filizler (Sabzeh), ritüele sezgisel ve vahşi bir soluk getiriyor.

  • Caique Tizzi ile Sanatı Yemek: Deneysel yemek sanatçısı Caique Tizzi, geleneksel meyve pestilini (Lavashak) devasa kehribar rengi şeritler halinde tel kemerlere asıyor. Güneşte kurumaya bırakılmış tekstilleri andıran bu yenilebilir enstalasyon, ziyaretçileri sanatın bir parçası olmaya davet ediyor. Tabanındaki sumak ise hayatın canlılığını fısıldıyor.

Toprağa Yazılan Sonsuzluk: Sumak ve Spiraller

Tizzi’nin sumak kullanımı, Vicic’in ikinci yerleştirmesinde Robert Smithson’ın ünlü “Spiral Jetty” eserine bir selam gönderiyor. Kırmızı sumak baharatıyla zemine çizilen devasa spiral, zamanın döngüselliğini ve sonsuzluğu simgeliyor. Spiralin merkezinde dikey olarak dengelenmiş üç elma ve diğer ucunda sağlık sembolü sarımsaklar, kadim bilgiyi toprağın üzerine nakşediyor.

Ayna ve Kimlik: Yansımanın Ötesi

Geleneksel Haft-sin’in vazgeçilmez öğesi olan ayna (kendini tanıma ve yansıtma sembolü), sergide iki farklı yorumla karşımıza çıkıyor:

Dieter Detzner’in Endüstriyel Aynası: Zeminden tavana kadar uzanan devasa, soyut ve yansıtıcı heykel. Bu parça, bireysel bir yansımadan ziyade insanlığın bütünsel durumuna dair bir tefekkür alanı açıyor.

Hamid S. Neiriz’in 1970’ler Portreleri: Resimlerin ve enstalasyonların arkasında yükselen bu portrelerde, bina cephelerinden gelen ışık projeksiyonları figürlerin yüzlerine vuruyor. Gözleri kapalı ama arayış içinde olan bu portreler, aynanın sunduğu doğrudan yansımadan çok daha şiirsel ve içsel bir sorgulama yaratıyor.

Neden Bu Sergiye Gitmelisiniz?

Küresel belirsizliklerin hüküm sürdüğü bu dönemde, “Bırakalım Baharın Şafağına İnanalım”, sadece estetik bir beğeni sunmuyor; aynı zamanda ruhu ve toplumu besliyor. Yemek, bir güven inşa etme aracı; inanç ise hayatın bir kutlaması olarak konumlanıyor. Anahita Sadighi, geleneksel İslam-Arap estetiğini çağdaş yaklaşımlarla eşleştirerek, yaklaşmakta olan kültürel değişimlerin dilini kuruyor.

Galerinin içindeki o muazzam sumak ve çiçek kokusunu içinize çekmek için acele etmeyin; bu sergi yavaşlamayı hak ediyor.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Önceki Gönderi

Sonraki Gönderi

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3