
Köln’ün sanat duraklarından Neven-DuMont-Str. üzerindeki Galerie Buchholz, kapılarını Hollywood’un parıltılı ama karanlık geçmişine aralayan bir sergiye açtı. Amerikalı sanatçı Larry Johnson, 4 Nisan’a kadar sürecek olan solo sergisinde, imajlar ve metinler arasındaki o tekinsiz boşlukta dolaşarak bize gerçek bir Hollywood trajedisi anlatıyor.
Sergi, Bruce Hainley’nin kaleme aldığı ve başlığı Woody Allen’a göz kırpan “Everything You Always Wanted to Know About Hollywood But Were Afraid To Ask Larry Johnson” başlıklı metinle derinleşen, arşivsel bir kazı çalışması niteliğinde.
Serginin görsel omurgasını oluşturan “Cabana” serisi, ilk bakışta Beverly Hills Hotel’in meşhur yeşil-beyaz çizgilerini veya plaj tentelerini andırsa da, arkasında çok daha sert bir kavramsal miras barındırıyor. Bu çizgiler, Fransız sanatçı Daniel Buren’in 1979’da Los Angeles’ta gerçekleştirdiği Frost and Defrost yerleştirmesine bir saygı duruşu niteliğinde.
Johnson’ın bu sergideki panelleri ise mükemmel değil; lekeli, sinek pislikleriyle dolu ve hasarlı. Sanatçı bu harabeler aracılığıyla, kurumsal sanat eleştirisinin ve eğitimin günümüzdeki yıpranmış halini simgeliyor. Çizgiler artık sadece bir tasarım öğesi değil, bir hafıza kaybının kanıtı.
Larry Johnson, sergisinde pasteup tekniğiyle kolajlar üreterek eşcinsel tarihin tozlu sayfalarını karıştırıyor. Bu kolajlar, aniden ters giden şeylerin, açık mavi bir gökyüzünde çakan şimşeklerin hikâyesini anlatıyor:
Montgomery Clift: Elizabeth Taylor’ın kollarında, yüzünün yarısı parçalanmış bir şekilde can çekiştiği o meşhur araba kazası. Taylor’ın, Clift boğulmasın diye elini boğazına sokup kırık dişlerini çıkardığı o makber “Pietà” anı.
David Bacon: The Masked Marvel yıldızının bir plajda çıplak ve gizemli bir şekilde ölü bulunması.
Jean Malin: “Pansy Craze” döneminin parlayan yıldızının 25 yaşında arabasıyla iskeleden uçarak hayatını kaybetmesi.
Bu deniz kenarı ölümleri, hiçbir kameranın yakalayamadığı o flaş anlarını, sanatın nasıl yeniden kurgulayabileceğini gösteriyor. Johnson, 1980’lerin AIDS krizi (o dönemdeki adıyla GRID) ve bu krizin yarattığı toplumsal yıkımı da bu tarihsel trajedilerin yanına iliştiriyor.
Sergideki eserler; müze kartonları, lastik yapıştırıcılar ve kurşun kalemlerle oluşturulmuş fiziksel birer emek ürünü. Untitled (Montgomery Clift, Large) veya Untitled (Cocker Spaniels) gibi işler, metnin bir resim olarak nasıl işlediğini sorguluyor. Johnson için bir metin sadece okunacak bir şey değil, kendi üretim sürecini de ifşa eden görsel bir öncelik.
“Görüntü ve hikâyelerin bize idealler sunmasını istiyoruz ama aynı zamanda madalyonun diğer yüzünden de haberdar olmalarını istiyoruz: Hiçbir idealin, hiçbir zincirin olmadığı o arzulu taraf.” — Sherrie Levine (1980)






