
Mart ayı, kışın son tortularını üzerimizden atarken, Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi (SGM) kampüsü entelektüel bir canlanmanın merkezi haline getiriyor. Bu katın havası Mart ayında biraz daha derin, biraz daha sorgulayıcı. Program; edebiyatın sarsılmaz kalemlerinden Sevgi Soysal’ın yaşam direncinden, insan zihninin en kırılgan köşesi olan hafızanın yitilişine, oradan da cazın özgür tınılarına uzanan geniş bir yelpaze sunuyor. SGM, sadece bir etkinlik alanı değil, aynı zamanda şehrin ve kampüsün ortak belleğine dokunan bir anlatı platformu olarak karşımıza çıkıyor. Bu ayki seçki, izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp, karakterlerin iç dünyalarındaki karmaşaya ve müziğin progresif ritmine ortak eden cinsten. Eğer zihninizin koridorlarında yeni sorular uyandırmak istiyorsanız, Mart ayı takvimi tam da ihtiyacınız olan pusulayı sunuyor.
11 Mart akşamı sahne, Türk edebiyatının en cesur seslerinden birine, Sevgi Soysal’a ayrılıyor. “Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor”, yazarın sadece metinlerini değil, aynı zamanda yaşamının temel taşlarını —dostluğu, aşkı, hastalığı ve üretimi— sahneye taşıyor. Londra ve İstanbul ekseninde şekillenen bu anlatı, kişisel bir hikâyeyi toplumsal hafızanın içine yerleştirerek direnişin farklı formlarını sorguluyor.
Duygu Dalyanoğlu’nun kaleme aldığı ve başrolünü üstlendiği oyun, kolektif bir dramaturjinin ürünü olarak dikkat çekiyor. Yönetmen Aysel Yıldırım’ın rejisiyle hayat bulan yapım; görüntü tasarımından müziğine kadar her detayıyla Soysal’ın dünyasındaki o bitmek bilmeyen yaşam enerjisini izleyiciye hissettiriyor. Bu oyun, edebiyat tutkunları için sadece bir anma değil, Sevgi Soysal’ın “yaşama ısrarını” bugünün perspektifinden yeniden okuma fırsatı sunuyor.
18 Mart’ta SGM sahnesinde, dünya tiyatrosunun çağdaş başyapıtlarından biri olan “Baba (Le Père)” yankılanacak. Florian Zeller’in kaleminden çıkan bu sarsıcı metin, hafızanın yavaş yavaş çözülüşünü ve gerçeklik algısının nasıl bir illüzyona dönüştüğünü anlatıyor. Kazan dairesinden yükselen dumanlar gibi, zihnin derinliklerindeki karmaşa da sahnede somut bir deneyime dönüşüyor.
Haluk Bilginer’in devleştiği performansı ve Muharrem Özcan’ın yönetimiyle sahnelenen oyun, bir baba-kız ilişkisi üzerinden zaman algısının nasıl kırıldığını gösteriyor. Oyun Atölyesi prodüksiyonu olan yapım, dekor ve ışık tasarımıyla izleyiciyi karakterin o labirentvari iç dünyasına hapsediyor. Gerçek ile hayal arasındaki çizginin buharlaştığı bu performans, sezonun kuşkusuz en “must-see” yapımları arasında.
Ayın finali, 31 Mart’ta cazın taze ve dinamik enerjisiyle yapılıyor. İKSV Genç Caz Gecesi, türün sınırlarını zorlayan iki farklı ekibi ağırlıyor. Gecenin ilk bölümünde Triosu, klasik piyano trio geleneğini modern yorumlarla sahneye taşıyarak piyano, elektrik bas ve davulun uyumunu sergileyecek.
Gecenin ikinci konuğu olan KAOS ise cazı rock ve progresif müzik ile harmanlayarak dinleyiciyi alışılmışın dışında bir tını yolculuğuna çıkaracak. SGM’nin bu ritmik finali, Mart ayının o yoğun entelektüel havasını müziğin özgürleştirici gücüyle taçlandırıyor.
SGM’nin Mart ayı programı, şehirli sanatseverler için hem kampüsün hem de sanatın nefes alma duraklarını oluşturuyor. Biletler için Biletix platformu ziyaret edilebilir.
11 Mart 2026, 20.30: Sevgi Soysal Yaşamakta Israr Ediyor
18 Mart 2026, 20.30: Baba (Le Père)
31 Mart 2026, 20.30: İKSV Genç Caz Gecesi (Triosu & KAOS)






