
İstanbul’un kültürel hafızasında çok özel bir yeri olan Cemal Reşit Rey Konser Salonu, bugünlerde sessiz bir dönüşümün içinde. Ancak bu sessizlik, müziğin durduğu anlamına gelmiyor; aksine, binanın ana gövdesi yenilenirken, ruhu şehrin damarlarına sızmaya hazırlanıyor. Bu katın havası bu sabah biraz notalı, biraz da heyecanlı. Kazan dairesinden yükselen dumanlar, bir yapının yenilenme sancılarını değil, yeni seslerin ve dev yapıtların şehrin farklı köşelerine yayılma hararetini haber veriyor. Orkestra, evi olan o görkemli salondan kısa süreliğine ayrılıp, İstanbul’un farklı semtlerine, farklı akustiklerine konuk oluyor. 20 Haziran’a kadar sürecek olan bu “İstanbul içi turnesi”, aslında bize müziğin bir mekâna sığamayacak kadar büyük bir enerji olduğunu hatırlatıyor. Eğer siz de Mart ayının bu kararsız havasında ruhunuzu klasik müziğin güvenli limanlarına bırakmak istiyorsanız, bu yolculuk tam size göre. Modern bir göçebelik hikâyesi gibi başlayan bu turne, şehrin kültürel ekosistemine taze bir nefes üflerken, dinleyiciyi de aşina olduğu seslerle yabancı olduğu mekânlarda buluşturmaya davet ediyor.
Turnenin ilk konseri, 17 Mart 2026 Salı akşamı saat 20.30’da Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek. Bu açılış, sadece bir konser değil, aynı zamanda müzik tarihinin iki dev isminin selamlaşması niteliğinde. Genç yaşına rağmen şeflik kürsüsünde bir otoriteye dönüşen Aziz Shokhakimov yönetimindeki orkestra, keman repertuvarının en zorlu ve en etkileyici eserlerinden biri olan Çaykovski’nin Keman Konçertosu’nu seslendirecek.
Bu performansta orkestraya, virtüözlüğüyle dünya sahnelerinde fırtınalar estiren karizmatik solist Svetlin Roussev eşlik ediyor. Konserin ikinci yarısında ise Antonín Dvořák’ın o meşhur, hüzünle umudun iç içe geçtiği “Yeni Dünyadan” başlıklı 9. Senfoni’si yankılanacak. Şehrin bir ucundan diğer ucuna taşınan bu sesler, dinleyiciye modern hayatın karmaşası içinde derinlikli bir durak vaat ediyor.
CRR Senfoni Orkestrası’nın dinamizmi, bu yıl da daimî şef Nil Venditti’nin enerjisiyle katlanıyor. Venditti, sahne ışığı ve yorum gücüyle sadece bir şef değil, aynı zamanda yeni nesil klasik müzik anlayışının İstanbul’daki en güçlü temsilcilerinden biri. Turne kapsamında iki farklı konserde karşımıza çıkacak olan Venditti’ye, ülkemizin gurur kaynaklarından piyanist Can Çakmur ve genç çellist Petar Pejcic eşlik edecek.
Turne takviminin öne çıkan diğer durakları ise şöyle şekilleniyor: 28 Nisan’da Ataşehir İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde Nil Venditti ve Petar Pejcic sahnede olacak. 12 Mayıs’ta ise Beşiktaş Süleyman Seba Kültür Merkezi, Nil Venditti ve Can Çakmur’un senfonik buluşmasına ev sahipliği yapacak. Serinin finali ise 20 Haziran’da Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde şef Alparslan Ertüngealp ve solist Fora Baltacıgil ile gerçekleşecek.
Prof. Dr. Evrim Hikmet Öğüt, Doç. Nil Kocamangil, Yiğit Özatalay ve Kâmil Özler’den oluşan CRR Sanat Danışma Kurulu tarafından titizlikle hazırlanan bu program, İstanbul’un farklı semtlerini birer müzik tapınağına dönüştürmeyi amaçlıyor. Müziğin iyileştirici ve birleştirici gücü, salonun yenilenme sürecinde şehrin sokaklarına, meydanlarına ve yerel kültür merkezlerine taşınıyor.
17 Mart’taki açılış konserinin biletleri Biletix üzerinden temin edilebilirken, diğer konserlerin biletleri de çok yakında müzikseverlerin erişimine açılacak. İstanbul’un bu sesli yolculuğunda yerinizi almak, şehrin değişen yüzüne tanıklık ederken klasik müziğin zamansızlığında kaybolmak için eşsiz bir fırsat.






