
Apartman No: 26’nın bu katında bugün pencerelerimizi Hyde Park’ın serin yeşilliğine açıyoruz. Apartmanımızın Londra katında bugün, yaşayan en büyük sanat efsanelerinden birinin, David Hockney’nin gelişini kutluyoruz. Kazan dairesinden dumanlar yükseliyor; çünkü sanat dünyasının bu yaramaz ve dahi çocuğunun 2026 baharında Londra’ya ücretsiz bir sergiyle dönecek olması, kulislerdeki harareti iyice artırdı. 88 yaşındaki Hockney, yaşlılığın getirdiği o ağır durağanlığa inat, elindeki iPad’i bir ışık kılıcı gibi kullanarak bizi Normandiya’nın değişen mevsimlerine, bir pötikare masa örtüsünün samimiyetine ve güneşin doğuşundaki o bitmek bilmeyen mucizeye davet ediyor.
Bu sergi sadece bir retrospektif değil; Hockney’nin umutsuzluğun kısırlığını yenme misyonunun dijital bir manifestosu. Sanatın bir derin haz olması gerektiğine inanan sanatçı, bu kez Londra’nın en prestijli galerilerinden Serpentine North’u, Normandiya’nın pastoral huzuruyla yıkayacak. Hazırsanız, apartmanımızın asansörüyle bu taze bahar havasının içine, Hockney’nin piksellerle ördüğü o devasa duvar halısının önüne inelim.
Apartmanımızın “Sokak” katında bu hafta en çok konuşulan başlık, kuşkusuz Hockney’nin iPad ile yarattığı o muazzam ölçekli işler. Serginin kalbinde, Bayeux Duvar Halısı’ndan ilham alınarak tasarlanan “A Year in Normandie” yer alıyor. 90 metre uzunluğundaki bu devasa friz, sanatçının Normandiya’daki eski stüdyosunun etrafındaki mevsim geçişlerini bir film şeridi zarafetinde sunuyor.
Hockney, dijital teknolojiyi sadece bir araç olarak değil, ışığın ve zamanın geçişini yakalamak için yeni bir “görme biçimi” olarak kullanıyor. Sergide bizi bekleyen sürprizler ise şöyle:
Yeni Onlu: Sanatçının en yeni işlerinden oluşan 10 yeni tablo; beş natürmort ve sanatçının yakın çevresinden beş portre. Tüm bu eserlerde ortak bir motif göze çarpıyor: İkonik pötikare masa örtüsü.
Ay ve Güneş: Hockney’nin ışık döngülerine olan ömürlük tutkusunu yansıtan Moon Room ve 2021’de Piccadilly Circus’ta dev ekranlarda animasyon olarak gördüğümüz Sunrise serisi de galerinin duvarlarında yerini alacak.
Bahçedeki Mural: Galeri bahçesinde sergilenecek olan devasa ölçekli ağaç ev muralı, serginin açık havayla kurduğu bağı güçlendirecek.
Apartmanımızın iç sesini yansıtan “Kazan Dairesi”nde bugün Hockney’nin şu sözleri yankılanıyor:
“Resmin dünyayı değiştirebileceğine inanıyorum. Sanatçının görevi, umutsuzluğun yarattığı o kısır döngüyü aşmak ve hafifletmektir.”
Hockney, 88 yaşında hâlâ yeni yöntemler deneyerek, yeni görme biçimlerinin yeni hissetme biçimleri doğurduğunu kanıtlıyor.
Sanatçının iPad’i seçmesi, sadece teknoloji merakından değil; ışığı o an yakalama, boyanın kurumasını beklemeden duygunun hızına yetişme arzusundan kaynaklanıyor. Bu katın havası, Hockney’nin bu bitmek bilmeyen yaşam enerjisiyle ısınıyor.
Bu sergiyi criminal kılan en önemli özelliklerden biri de tamamen ücretsiz olması. Genellikle yüksek giriş ücretleriyle görmeye alıştığımız Hockney retrospektifleri arasında, Serpentine North’un bu hamlesi gerçek bir sanat demokratikleşmesi örneği.
Sergi Adı: A Year in Normandie and Some Other Thoughts about Painting
Mekân: Serpentine North, Hyde Park, Londra
Tarihler: 12 Mart – 23 Ağustos 2026






