
Köln’ün o ağırbaşlı Ren Nehri kıyısındaki sessizliğine, bu bahar bambaşka bir hafiflik sızıyor. Apartman No:26’nın koridorlarında yürürken bazen kapı altlarından ince bir kağıt hışırtısı duyarsınız; işte o ses, bizi Galerie Christian Lethert’in beyaz duvarları arasında Amerikalı sanatçı Jill Baroff ile buluşturuyor. Baroff, 6 Mart’tan itibaren kağıdın ruhunu Köln’ün kalbine taşıyor. Sanatçının Japonya duraklarından süzülüp gelen o meşhur Japon Gampi kağıdı üzerindeki denemeleri, sadece birer çizim değil, mekânın ve zamanın içinde asılı kalan şiirsel birer minimalist nesne. Eğer siz de hayatın karmaşası içinde “az olanın” o devasa gücünü özleyenlerdenseniz, bu katın dinginliği tam size göre.
Baroff’un eserlerinde tesadüfün o kestirilemez doğasıyla, düzenin rasyonel disiplini arasında muazzam bir denge var. Gampi kağıdı, inceliğiyle neredeyse havada asılı duran bir sis tabakasını andırırken, sanatçının malzemeye olan o derin saygısı her dokunuşta hissediliyor. Bu işler, apartmanımızın tavan arasına vuran o cılız ama kararlı gün ışığı gibi; müdahale etmeyen ama her şeyi görünür kılan bir zarafete sahip. Mekâna özgü yerleştirmeleriyle Baroff, izleyiciyi sadece bakmaya değil, kağıdın o kırılgan ama dirençli dünyasında soluklanmaya davet ediyor. Geleneksel çizim kalıplarını yıkan bu yaklaşım, şaşırtıcı bir özgürlük duygusunu ve maddeselliğin hafifliğini beraberinde getiriyor.
Galerie Christian Lethert’teki bu sergi, 24 Nisan 2026’ya kadar Köln’ün sanat rotasındaki en huzurlu duraklardan biri olmaya aday. Jill Baroff’un sunduğu bu görsel dünya, aslında bize görkemli binaların ya da devasa yapıların ötesinde, tek bir kağıt yaprağının nasıl bir evren inşa edebileceğini gösteriyor. Apartmanımızın bu katından ayrılmadan önce, Baroff’un yarattığı o canlı resimsel boşluklarda kendinizi kaybetmenize izin verin. Unutmayın, hakikat bazen en ince dokularda, en sessiz anlarda gizlidir.






