Beatriz González’in Renkli ve Sarsıcı Dünyası

TowerLondraSokakDün10 Tıklanmalar

Londra’nın brütalist mimarisiyle ünlü sanat durağı Barbican, 2026 baharında kapılarını Latin Amerika sanatının yaşayan efsanesine açıyor. Kolombiya’da “La Maestra” olarak anılan Beatriz González, Birleşik Krallık’taki ilk ve Avrupa’daki şimdiye kadarki en büyük retrospektifiyle karşımızda. 25 Şubat – 10 May 2026 tarihleri arasında izlenebilecek bu sergi, altmış yıllık bir emeği, acıyı, mizahı ve direnişi tek bir çatı altında topluyor.

González sadece bir ressam değil; o bir küratör, sanat tarihçisi ve koca bir nesli şekillendiren bir eğitimci. 1932 doğumlu sanatçının 150’den fazla eserini bir araya getiren bu seçki, imgelerin dünyayı nasıl kuşattığını ve sanatın güç, yas ve hafıza hakkında bize neler anlatabileceğini yeniden hayal etmemizi sağlıyor.

Sıradan Objelerin Politik Gücü

Beatriz González’in sanatını benzersiz kılan en önemli özelliklerden biri, hiyerarşileri reddetmesidir. Onun için bir tuval ile eski bir yatak başlığı, bir yemek tepsisi veya bir televizyon ekranı arasında değer farkı yoktur. Sanatçı; yatakları, masaları ve mücevher kutularını birer anlatı aracına dönüştürerek sanatı müze duvarlarından çıkarıp evlerimizin içine, gündelik hayatın tam kalbine yerleştirir.

Sergide göreceğiniz devasa baskılı perdeler ve duvar kâğıdı enstalasyonları, izleyiciyi sadece bir gözlemci olmaktan çıkarıp anlatının içine hapseden mekânsal müdahalelerdir. González, bu mobilya ve objeler aracılığıyla sömürgeciliğin mirasından sınıfsal beğeni algılarına kadar pek çok konuyu masaya yatırıyor.

Hiciv, Yas ve Kolombiya’nın Hafızası

González’in görsel dili ilk bakışta “neşeli” görünebilir; zira paletinde cesur, parlak ve canlı renkler hakimdir. Ancak bu grafik stilin ardında sarsıcı bir gerçeklik yatar. Sanatçı, hayatı boyunca topladığı gazete kupürlerini ve Batı sanat tarihinin ucuz röprodüksiyonlarını kaynak olarak kullanır.

  • Gazete Kupürleri: Şiddetli çatışma haberlerini ve kayıpları bildiren kupürleri alır, onları yeniden yorumlayarak hafızanın silinmesine izin vermez.

  • İroni ve Satir: Toplumun “beğeni” kavramıyla dalga geçerken, bir yandan da Kolombiya’da süregelen şiddeti ve toplulukların yerinden edilmesini en çıplak haliyle yüzümüze vurur.

  • Geleneksel vs. Modern: Batı’nın “yüksek sanatı” ile yerel “popüler kültürü” çarpıştırarak yeni bir estetik dil inşa eder.

Neden Şimdi, Neden Barbican?

2026 dünyasında; göçün, yerinden edilmenin ve küresel belirsizliğin zirve yaptığı bir dönemde González’in pratiği her zamankinden daha güncel. Onun Kolombiya’nın özgül tarihine saplanmış gibi görünen kökleri, aslında evrensel bir yas ve direnç hikâyesi anlatıyor. Barbican’ın bahar sezonunun en önemli parçası olan bu sergi, sadece Latin Amerika sanatına ilgi duyanlar için değil, sanatın toplumsal bir hafıza kaydı olarak nasıl işlediğini anlamak isteyen herkes için bir zorunluluk.

Beatriz González, bize yas tutmanın sadece bir hüzün eylemi olmadığını; aynı zamanda bir meydan okuma ve hatırlama biçimi olduğunu gösteriyor. Cesur renklerin arkasına gizlenen o derin kederle yüzleşmek, belki de bu bahar Londra’da yaşayabileceğiniz en dokunaklı deneyim olacak.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3