
Türkiye sinemasının uluslararası festivallerdeki en istikrarlı ve yenilikçi seslerinden biri olan Burak Çevik, sinematografik yolculuğuna 76. Berlin Film Festivali’nde tarihi bir başarıyla devam ediyor. Geçmiş yıllarda “Tuzdan Kaide”, “Aidiyet” ve “Unutma Biçimleri” gibi yapıtlarıyla festivalin ana seçkilerinde yer alarak kendine özgü bir anlatı dili inşa eden Çevik, yeni kısa filmi “İki Laborantın Yorgun Saatleri” (The Weary Hours of Two Lab Assistants) ile dördüncü kez Berlinale programına seçilerek uluslararası arenadaki konumunu perçinliyor. Sinemanın estetik sınırlarını zorlayan ve türler arası geçişkenliğe alan açan Forum Expanded bölümünde dünya prömiyerini yapacak olan film, yönetmenin rasyonel dünya ile metafiziksel sezgiler arasındaki ontolojik sorgulamalarını bu kez bir laboratuvarın klostrofobik ama bir o kadar da keşfe açık atmosferine taşıyor.
Filmin anlatı evreni, gece yarısının ağır sessizliğinde bilinmeyen bir maddeyi inceleyen iki laboratuvar çalışanının mekanik rutinleri üzerine kurgulanıyor. Nalan Kuruçim, Bahar Çevik ve Didar Püren Erbek’in performanslarıyla hayat bulan bu mikroskobik dramada, bilimin katı kuralları ve laboratuvarın mekanik sesleri karakterlerin yegane rehberi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak hikaye, yorgunluğun zihni bulandırdığı o kritik eşikte bir fincan Türk kahvesinin pişirilmesiyle radikal bir ton değişikliğine uğruyor. Bilimsel verilerin ve rasyonel prosedürlerin yerini kahve fincanından süzülen sezgisel okumalara bıraktığı bu sekans, sinema tarihinin kadim temalarından olan “hakikate ulaşma çabasını” bambaşka bir perspektifle ele alıyor. Rasyonalite ile sezginin iç içe geçtiği bu sınır çizgisi, izleyiciyi modern dünyanın katı gerçekliği ile insan ruhunun sezgisel derinliği arasında bir tefekküre davet ediyor.
Teknik açıdan “İki Laborantın Yorgun Saatleri”, sinemaseverler için tam bir estetik ziyafet vadediyor. 16mm peliküle çekilerek analog sinemanın o eşsiz dokusunu ve renk derinliğini arkasına alan filmin görüntü yönetmenliğini, “Aftersun” (Güneş Sonrası) filmiyle dünya çapında sükse yapan ödüllü sinematograf Gregory Oke üstleniyor. Görsel atmosferi tamamlayan işitsel katmanda ise Zeynep Toraman’ın elektroakustik çalışmaları, mekanik rutin ile mistik dönüşüm arasındaki bağı ses tasarımı üzerinden kuvvetlendiriyor. Burak Çevik’in yönetmenliğinin yanı sıra Fol Films çatısı altında üstlendiği üretken yapımcılık kimliği, bu projede Türkiye-Almanya-Birleşik Krallık ve Hırvatistan ortak yapımı bir yapıyla birleşerek çok uluslu bir sanat kolektifinin ürünü olarak karşımıza çıkıyor.
Berlin Film Festivali’nin Forum Expanded bölümü, sinemayı yalnızca ticari bir meta olarak değil, kültürel ve politik soruların tartışıldığı bir “laboratuvar” olarak tanımlayan felsefesiyle Burak Çevik’in deneysel sinema anlayışıyla kusursuz bir uyum yakalıyor. Çevik’in kariyeri boyunca MoMA, Lincoln Center ve Locarno gibi prestijli duraklarda kabul gören video işleri ve uzun metrajlı anlatıları, sinemayı statik bir hikaye anlatıcılığından çıkarıp müze arşivlerine ve kamusal tartışma alanlarına taşıyan bir forma dönüştürüyor. “İki Laborantın Yorgun Saatleri”, 12-22 Şubat 2026 tarihlerinde gerçekleşecek olan festivalin en merak uyandıran yapımlarından biri olarak, hakikatin rasyonel formüllerden mi yoksa sezgisel anlardan mı doğduğuna dair o kadim soruyu yeniden gündeme taşımaya hazırlanıyor.






