Sanatın Çocuksu Ruhu: Haus der Kunst’ta 1968’den Günümüze “Çocuklar İçin” Sanat Hikâyeleri

TowerBerlinSokakDün11 Tıklanmalar

Dünyanın dört bir yanından sanatçıları, yetişkinlerin sterilliğinden sıyrılıp çocuklar için eserler üretmeye iten şey nedir? Çocukluk sadece biyolojik bir evre mi, yoksa ömür boyu süren bir varoluş biçimi mi? Münih’teki Haus der Kunst, 1 Şubat 2026 tarihine kadar sürecek olan “Für Kinder. Kunstgeschichten seit 1968” (Çocuklar İçin. 1968’den Beri Sanat Hikâyeleri) sergisiyle bu derin soruların peşine düşüyor. Çok yıllı bir araştırmanın meyvesi olan bu grup sergisi, 20’den fazla uluslararası sanatçının 1960’ların sonundan bugüne, genç izleyiciler için özel olarak kurguladığı dünyaları bir araya getiriyor. Sergi, her yaştan ziyaretçiyi günümüzün çocukluk anlayışını yeniden düşünmeye ve sanat üzerinden birbirleriyle diyalog kurmaya davet ediyor.

Serginin tarihsel kökleri, 1968 yılında Münih Sanat Akademisi çevresinde filizlenen radikal sanat grubu KEKS’e dayanıyor. Arşiv Galerisi’nde sergilenen ve daha önce gün yüzüne çıkmamış materyallerle desteklenen bu bölüm, sanatın elitist duvarlarını yıkarak çocukları yaratım sürecine dahil eden “happening” tarzı eylemlerin izini sürüyor. İnsanlık, siyaset, çevre ve teknoloji gibi evrensel temaların tohumlarının aslında çocuklukta atıldığını savunan sergi, bu tarihsel perspektifi günümüzün çağdaş pozisyonlarıyla birleştirerek kesintisiz bir anlatı kuruyor.

Haus der Kunst’un hem iç hem de dış mekanlarına yayılan sergi, izleyiciye pasif bir gözlemci olmanın ötesinde fiziksel bir deneyim vaat ediyor. Eisbach nehrine bakan terasta, sanatçı KOO JEONG A’nın tasarladığı yeni heykel çalışması ziyaretçileri kaykay yapmaya (skating) davet ederken, orta holün zemininde Ei Arakawa-Nash, herkesi müzeye kendi izini bırakmaya, yerleri boyamaya çağırıyor. Sanatın dokunulmazlığını kıran bu etkileşimli yerleştirmeler, çocukluğun o meraklı ve kural tanımaz enerjisini müzenin resmiyetine dahil ediyor.

Serginin en sarsıcı ve mahrem eserlerinden biri, Rivane Neuenschwander’in “The Name of Fear” (Korkunun Adı) adlı çalışmasıdır. Sanatçı, çocukların en temel duygularından biri olan korkuyu, tekstil ve maskeler üzerinden somutlaştırarak bu duygunun nasıl bir korunma ve kimlik inşasına dönüştüğünü inceliyor. Kapalı alanlar ve kılık değiştirmiş figürler aracılığıyla sunulan bu eserler, çocukluğun sadece oyunlardan ibaret olmadığını, aynı zamanda dünyayı anlama çabası içindeki ciddi bir varoluş savaşı olduğunu hatırlatıyor.

Andrea Lissoni ve Emma Enderby’nin de aralarında bulunduğu geniş bir küratöryel ekip tarafından hazırlanan bu dev proje, sanatın kuşaklararası bir köprü kurma potansiyelini zirveye taşıyor. 2026 kışına kadar Prinsregentenstraße’de devam edecek olan bu süreç, ziyaretçileri sadece sanat eserlerini izlemeye değil, o eserlerle birlikte büyümeye ve içimizdeki “çocukluk formunu” yeniden keşfetmeye davet ediyor.

Foto: Mateus Augusto Rubim, Constanza Melendez.

0 Votes: 0 Upvotes, 0 Downvotes (0 Points)

Yorum bırakın

Bize Katılın
  • X Network146
  • Linkedin
  • Youtube1.2K
  • İnstagram8.5K

Bir ödül verilmiş, bir film çıkmış, bir sergi açılmış... Hepsi burada.


    E-posta yoluyla bülten almayı kabul ediyorum. Daha fazla bilgi için lütfen şu adresi inceleyin: Gizlilik Politikası



    Reklam

    Sonraki Gönderi Yükleniyor...
    Takip Et
    Arama Trendler
    Apartman Gözdesi
    Yükleniyor

    Giriş yapılıyor 3

    Hesabınız oluşturuluyor ve onay maili gönderiliyor 3