Nelumbo Studios’un kapısından içeri girdiğinizde sizi sadece bir sergi değil, tanıdık ama bir o kadar da tekinsiz bir eşik karşılıyor. Sanatçı Çağrı Dizdar’ın, küratörlüğünü Yasemin Green’in üstlendiği ikinci kişisel sergisi “ARAF”, 8 Şubat’a kadar izleyicisini bu bitmek bilmeyen toplumsal karnavalın ortasına bırakıyor.
Gelin, minyatürün geleneksel kalıplarından sıyrılıp çizgi roman estetiği ve dijital arayüzlerle nasıl bir “bugün” anlatısına dönüştüğünü, sanatçının kendi penceresinden inceleyelim.
Arafta Kalmak: Maskeli Bir Karnavalın Huzursuzluğu
Çağrı Dizdar için “Araf”, sadece teolojik bir terim değil; günümüz insanının içine düştüğü o büyük sıkışmışlık halinin ta kendisi. Sanatçı, kuralların keyfi olarak büküldüğü, referans noktalarımızın silindiği bu kriz çağını bir karnaval metaforuyla işliyor.
Maskeler ve Kimlikler: Eski çağlarda karnavallar, toplumsal sınırların kısa süreliğine askıya alındığı alanlardı. Bugün ise sanatçıya göre her an her yerde farklı bir maske takmak zorundayız.
Sosyal Medya Etkisi: “Herkesin her hafta kendini baştan yaratabildiği” bu dijital karnavalda, dışarıdan bakıldığında şık ve sofistike görünen kitlelerin derinindeki o büyük huzursuzluğu eserlerinde hissedebiliyoruz.
Minyatürden “Tasvir”e: Geleneğin Prangalarını Kırmak
Dizdar, minyatür sanatına bakış açımızı kökten sarsıyor. Ona göre bu sanatı sadece müzelik bir tarz veya risksiz kalıpların tekrarı olarak görmek, sanattaki dinamizmi öldürüyor.
“Osmanlı döneminde bu sanata ‘tasvir’ denirdi ve tasvir, metni anlatırdı. İşlevsel olarak bakıldığında bu bir illüstrasyondur.”
Sanatçı, minyatürün sayfa düzeni ve metinle olan doğal ilişkisini, bugünün çizgi roman estetiğiyle birleştiriyor. Genç kuşağın minyatüre olan mesafesini, bu geleneksel dili güncel malzeme ve teknolojiyle hibritleyerek kırmaya çalışıyor. Dizdar’ın eleştirisi ise sert ve haklı: Yerel sanatlarımızı “hamasi bir mastürbasyon aracı” olmaktan çıkarıp, kendi hikâyemizi anlatan güncel bir dile dönüştürmek.
Mekânın Dönüşümü: Nelumbo Studios’un “Eşik” Deneyimi
Küratör Yasemin Green, sergiyi kurgularken Jacques Rancière’in “duyumsanabilir olanın paylaşımı” fikrinden ilham almış. Nelumbo Studios’un atmosferi, bu “tekinsiz karnavalı” yansıtacak şekilde baştan aşağı dönüşmüş:
Salon Askısı (Salon Hang): Eserler, kaçındığımız gerçeklerin her duvarda göz hizamıza çarptığı klasik bir sergileme düzeniyle sunuluyor.
Tehditkâr Bir Kırmızı: Mekânda hâkim olan kırmızı tonu, hem tanıdık bir sıcaklığı hem de eşikte olmanın getirdiği o tekinsiz gerilimi simgeliyor.
Dijital Geçişler: Sokağa açılan cephelerde kurgulanan dijital yerleştirmeler, mekânın sınırlarını dışarıya, Kadıköy sokaklarına taşıyor.
Neden Görmelisiniz?
“ARAF”, sadece estetik bir seyir sunmuyor; izleyiciye takındığı maskeleri ve dijital çağın yarattığı imaj karmaşasını sorgulatıyor. Çağrı Dizdar’ın çini tekniklerini tuvale, geleneksel altın varakları çağdaş anlatılara yedirdiği bu sergi, yerel sanatlarımızın bugünde hayatta kalabileceğinin en güçlü kanıtlarından biri.
Sergi Bilgileri