
ZDF’in fenomen serisi “Ku’damm” geri döndü! Üstelik bu kez platformda (ZDF-Mediathek) yayınlanmasıyla beraber, 1970’lerin o kendine has atmosferini Schöllack ailesinin bitmek bilmeyen dramıyla birleştiriyor.
Schöllack ailesiyle en son vedalaşmamızın (Ku’damm 63) üzerinden neredeyse beş yıl geçti. Gerçek hayatta zaman akıp giderken, dizide tam 14 yıllık bir sıçrama yaşıyoruz. Karşımızda artık sadece dans eden genç kadınlar değil; kendi çocuklarıyla, geçmişin hayaletleriyle ve değişen dünya düzeniyle boğuşan karakterler var.
Ku’damm 77, 28 Aralık itibarıyla dijitalde, 12-14 Ocak tarihleri arasında ise ZDF ekranlarında izleyiciyle buluşuyor. Peki, Galant Dans Okulu bu kez hangi fırtınanın ortasında kalacak?
Bu sezonun en sarsıcı bombası, dans okulunun tapusundan geliyor. Bir Yahudi vakfı, Galant Dans Okulu’nun bulunduğu binayı geri istiyor. Meğer bu bina, 1936 yılında Nazilerin “Arileştirme” politikası kapsamında Yahudi sahiplerinden zorla ve suç teşkil eden bir şekilde alınmış.
Ailenin annesi Caterina Schöllack, ölen kocasının bu binayı nasıl ve hangi parayla aldığını bilmek dahi istemiyor. Ancak geçmişin günahları 1977 yılında birer birer su yüzüne çıkarken, Schöllack ailesi zenginliklerinin temelindeki bu trajik hırsızlıkla yüzleşmek zorunda kalıyor.
14 yıl içinde Schöllack kardeşlerin hayatı bambaşka yönlere evrilmiş durumda:
Monika: Kızı Dorli’yi, tıpkı annesinin ona yaptığı gibi, bir turnuva dansçısı olması için acımasızca eğitiyor. Ancak Dorli bu baskının altında ezilirken çözüm yolunu ağrı kesici bağımlılığında buluyor.
Helga: Kızı Friederike ile çatışma içinde. Friederike, okulu bırakıp polis olmak istiyor; bu da Helga’nın düzen takıntısıyla taban tabana zıt bir durum.
Eva: Kocasına karşı işlediği “taksirle adam öldürme” suçundan dolayı hapisteydi. Bu sezon onun cezaevinden tahliyesine ve hayata yeniden tutunma çabasına tanık olacağız.
Dizinin en dikkat çekici yanlarından biri, o dönemin eşcinsellik politikasını Helga’nın eski eşi Wolfgang üzerinden işlemesi. Wolfgang, Doğu Berlin’e (DDR) taşınmış; çünkü orada yasalar eşcinselliği artık suç olarak görmüyor. Ancak bu sözde “özgürlük”, beraberinde Stasi’nin (Doğu Alman Gizli Servisi) şantajını getiriyor. Wolfgang, bir muhbir olmaya zorlanıyor.
Yönetmen Maurice Hübner, bu sezon ilginç bir teknik tercih yapmış: Bir belgesel ekibi Schöllack ailesinin hayatını filme alıyor. Bu sayede:
HD görüntülerin arasına, 1970’lerin o soluk renkli, 4:3 formatındaki nostaljik kayıtlar sızıyor.
Karakterler zaman zaman doğrudan kameraya konuşarak iç dünyalarını döküyorlar.
Bazı sahnelerde inandırıcılık sınırlarını zorlasa da, bu “mockumentary” (sahte belgesel) tarzı, seriye taze bir enerji katıyor.
Ku’damm 77, özellikle 1936 yılındaki mülkiyet gasbını (Arisierung) merkezine alarak seriye politik bir ağırlık katıyor. Eğer;
Schöllack ailesinin tarihsel gelişimini merak ediyorsanız,
Sabin Tambrea’nın (Joachim) önceki sezon intihar etmesine rağmen nasıl geri döndüğünün gizemini çözmek istiyorsanız,
Dönem dizilerinde karakterlerin psikolojik derinliğini seviyorsanız,
bu sezonu kaçırmayın. Ancak “Disko 76” gibi yerinde duramayan bir enerji beklemeyin; Ku’damm her zaman olduğu gibi biraz daha mağrur ve geçmişine hapsolmuş bir dram sunuyor.






