
Küratörlüğünü Elif Kamışlı’nın üstlendiği bu sergi, Åsa Jungnelius’un Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olma özelliğini taşıyor. Sergi alanı, sadece eserlerin sergilendiği bir galeri değil; yoğunluk ve durgunluk hissini aynı anda veren, adeta yaşayan bir “manzara” olarak kurgulanmış. Jungnelius, binlerce yıldır var olan cam formunu hem işlevsel bir nesne hem de sanatsal bir anlatı aracı olarak kullanarak, insan ve madde arasındaki o kadim ilişkiyi sorguluyor.
Serginin en etkileyici yönlerinden biri, sanatçının bu topraklarla kurduğu derin bağ. Jungnelius’un Bitlis, Van ve Kars’taki obsidyen yataklarına yaptığı araştırma gezileri, Peo Olsson’un fotoğraflarıyla sergiye eşlik ediyor. Denizli’deki cam ustalarıyla (Şişecam desteğiyle) üretilen yeni eserler, yerel zanaatı çağdaş bir sanat diline dönüştürüyor.
Galeri alanına inşa edilen iskele yapısı, izleyiciyi alışılmışın dışında bir zaman algısına davet ediyor. Bu yapı üzerinde şunlar bir arada:
Arkeolojik Buluntular: Geçmişin sessiz tanıkları.
Göçebe Gelenekler: El dokuması kordonlar ve düğümler.
Çağdaş Heykeller: Camın kırılganlığı ile mermerin kalıcılığı arasındaki o tekinsiz gerilim.
Öne Çıkan Eser: Mother [Breath I] Camın içindeki o hapsedilmiş nefesi, metal zincirler ve karabinalarla birleştiren bu çalışma; emeği, ustalığı ve camın doğasındaki “tehlikeli” kırılganlığı somutlaştırıyor. Jungnelius, mermer ve camı yan yana getirerek zamanın dikey algısını—geçmişin bugünün altında nasıl tabakalar halinde yattığını—tersine çevirmemizi istiyor.
Konum: Pera Müzesi, Tepebaşı.
Tarih: 18 Ocak 2026’ya kadar devam ediyor.






